Suç kalma

Yapılan araştırmalar, suç örgütleri için suç gelirinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmalar, suç örgütleri için gelirden mahrum kalma riskinin işlenen suç için öngörülen cezadan çok daha önemli ve caydırıcı olduğunu göstermiştir. Aklama ile mücadele de esas itibariyle bu tespite dayanmaktadır. El colchón Kalma tiene 3 planchas de origen para una sensación ideal de 1. Firmeza, 2. Amortiguación, y 3. Comodidad. Somo el primer colchón personalizable gracias a la capacidad manual de combinar las planchas a tu gusto para que consigas la sensación que desees. Adana’da şafak vakti organize suç örgütüne düzenlenen operasyonla çok sayıda kişi evlerinde yakalanarak gözaltına alındı. Suç örgütüne düzenlenen operasyona polis helikopteri destek verirken drone’da havadan görüntüledi. Suç korkusu; en genel anlamıyla, kişilerin başına bir şey geleceği korkusudur. Suç korkusu; bir suçun mağduru (kurbanı) olma korkusudur. Örneğin: evine hırsız girmesinden korkmak, cinayet veya tecavüz kurbanı (mağduru) olmak, darp edilmek, tehdit edilmek…. gibi birçok suç çeşidine maruz kalma korkusudur. Suç konusu olaya ilişkin varsa görgü tanıklarımız dilekçede belirtilmeli ayrıca görüntü veya telefon kayıtları da dilekçeye eklenmelidir. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısının ilk okuyacağı ve inceleyeceği şeyin dilekçe ve ekleri olduğu unutulmamalıdır. ... 91 senesinde babadan kalma tapu tahsis belgeli arsaya ... Çocuk istismarı sahneleri içeren “Minnoşlar (Cuties)” filmi nedeniyle film ve dizi platformu Netflix’e aboneliğini iptal edilen kişilerin sayısı, önceki 30 güne kıyasla son 5 günde 5 kat arttı Abonelik analiz sitesi Antenna’nın verilerine göre, Netflix’in Fransız yapımı ... Suç Extremely Wicked, Shockingly Evil and Vile İndir 2019 1080p. Mayıs 4, 2019 Aksiyon Filmleri, ... (Kenneth Branagh) burada birkaç gün kalma niyetinde olsa da, acil başka bir durum ortaya çıkınca kendini Calais üzerinden Londra’ya gidecek Doğu Ekspresi’nde bulur. Trende farklı uluslardan, farklı toplumsal konum ve ... ıslahevinde kalma yaygınlığı açısından bir fark yoktur. Öğrencilerin %6.7’sini anne ya da babası herhangi bir suç nedeniyle en az bir kere cezaevine girdiği saptanmıştır. Tablo 1. Tablo 1: Suç işleme, başı polisle belaya girme, bir şey çalma ve ıslahevinde kalma riskinin cinsiyete göre karşılaştırılması Erkek Kız Fear of crime is a complex and multifaceted phenomenon consisting of cognitive, affective, and behavioral dimensions. This concept is defined as a negative emotional reaction of dread or anxiety ... Learn to read Six Kalimas of Islam. Laaa Ilaaha Illa-llaahu Muhammadur-Rasoolu-llaah. There is none worthy of worship except Allah and Muhammad is the Messenger of Allah

tinder deneyim ve türkiye'de oluşan dejenere kültür.

2020.08.03 22:33 alwaysiesta tinder deneyim ve türkiye'de oluşan dejenere kültür.

dipnot belirteyim: looksmaxing kitabını yazacak adamlar tarafından aldığım puan 3/10, birden çok fiziksel kötü özelliğimi sayabilirim.
tinder deneyim
konuya şöyle başlayayım ben boy olarak 1.85 a yakın bir boy ve esmer biriyim ortalama bir Türk genciyim diyebilirim. Bir gün fake location uygulaması ile tinder deneyi yapmaya karar verdim ve 3 tane biri evde, biri dışarıda, biri çok az gözüktüğüm fotoğraflarımı tinder'a yükleyerek locationu mu Almanya/Köln'e aldım ve kapatıp 1 saat bekledim. (bio'ya hiçbir şey yazmadım) daha sonra tinder'ı açtığımda 3 like ve 1 süper like aldığımı gördüm şok olmuştum. kızları swipe yaparak hemen buldum ve Türkiye standartlarının üstünde güzellikte kişiler çıktı karşıma, zaten süper like atan direkt çıktığı için o da çok iyiydi bulmama gerek kalmadı. şok olmuştum tekrar realize etmek için bu sefer yanlış olmasın Hamburg'a aldım locationu ve gene bekledim, gene 1-2 saat geçtikten sonra 1 like daha aldım, onuda buldum gothic bir kızdı ama güzeldi hemen devam etmeye başladım, bu sefer Arnavutluğa aldım ve orada bıraktım sabah tekrar bakacaktım. sabah uyandığımda işlerimi hallettikten sonra bir bakmak istedim neler olmuş diye ve 2 like gelmişti hemen swipe yapıp kişileri buldum ve biri ile tarzanca konuşmaya başladım ve aynen şunu dedim beni neden sağ kaydırdın? bende ne gördün? dedim ve kız aynen şu cevabı verdi neden olmasın? bence gayet iyisin diye cevap verdi. tabii benim aptal sorumdan sonra muhabbet hiçbir şekilde ilerlemeyecek şekilde son buldu. neyse dedim ve denemeye devam ettim bu sefer asya ülkesine geçtim bakalım burada durumlar ne diye merak ettim ve Tayland/Bangkok'a aldım konumu akşama bakarım diye kapadım. yine işlerimi hallettim akşam oldu ve bilgisayarın başına geçtim bakmak için. tinder'ı açtım ve bu sefer donup kaldım çünkü tam tamına 11 tane like gelmişti resmen sağa kaydırdığım kişi ile match oluyordum bir kaç tanesi ladyboy olsa bile 4-5 tanesi normal kadın olduğu apaçık ortadaydı. (daha sonra bir kaç avrupa ülkesi ve nordic ülkelerde denedim gene match aldım, tek match alamadığım yer Dublin diye hatırlıyorum) daha sonra bu sefer ne yapsam diye düşündüm ve NEDEN KENDİ ÜLKEM CANIM TÜRKİYEM'DE bu deneyi yapmıyorum dedim hiçbir değişiklik yapmadan direkt olarak Türkiye konumuna aldım ve uygulama mantığında ki like alma ve elo (puan ile öne çıkma) olayını da kullanarak tamamen daha avantajlı konumda olarak beklemeye başladım(beni likeladıkları için öne çıkma olayı) kapadım bilgisayarı. baya bir zaman geçtikten sonra 3-4 saat uygulamaya girdiğimde 0 like görünüyordu, acaba dedim bir sıkıntı mı var bir kaç kişiye like ve unlike attım yine kapattım ve baya zaman geçtikten sonra neredeyse 1 gün tekrar açtım ve yine 0 like ı gördüm. Bu durumu iyice analiz etmeye kalkmadım, çokta kafa yormadım çünkü gerçeği apaçık biliyordum.
Türkiye'de oluşan dejenere kültür.
Türkiye sonradan görme bir ülke olduğu için o 90'lar ve 20'lerden kalma gençlik kafası tamamen yok olmuş. sosyal ağ o kadar genişlemiş ki orada varlık gösteremeyen, onların istediği gibi giyinmeyen, onların dinlediği şarkıları dinlemeyen kişiler bir hiç oluyor. sokakta görsem yüzüne bile bakmaya tiksineceğim 1.70 / 100 kilo kültürsüz, köylü ağızlı kızlar bile biolarında selam, merhaba gibi şeyler yazanlara cevap vermiyorum deme egosunu kendinde bulabiliyor, ki adım gibi eminim günde 100 kişiden mesaj alıyorlardır, 100 den fazla fotoğraflarına like geliyordur, bin tane takipçileri vardır. burada tek suç bu dejenere kızlarda değil tabii ki Türk erkeklerinde damacana siken, köpeğe tecavüz eden adamlara bu tarz kızlar Adriana Lima, Megan Fox gibi geliyor, hatta onlar için gece gündüz çalışıp aldıkları 100 150 tl ile hediyeler almaya bile kalkıyorlar, yani karşı tarafın bir + özelliği olmamasına rağmen bütün ipleri onlara veriyorlar. Bir diğer durum ise kadınların ataerkil toplum hatta varoluştan bu yana her zaman güçlü ve onlara söz geçirecek, sosyal konum olarak bir takım şeylere sahip (lüks araba, konut), daha maskulen(sakallı, kıllı, iri yapılı) tiplere yönelmeleri. kişi istediği kadar bilgili, kültürel olarak çok donanımlı, 5 tane dil bilen, her gün 10 kitap okuyan, çok iyi espri ve güldürme yeteneğine sahip olursa olsun kadın yanında güvende hissetmiyor ise, arkadaşlarına veya ailesine karşı hava atamayacak kadar kötü ise (sesi kız sesi gibi çıkan ya da ergen, kıllı, iri, sakallı olmayan, nargileci gibi giyinmeyen takılmayan bunlar bir kaç örnek) onu o varoş, ya da hava atması için olduğundan daha iyi bir, konutta oturtamıyor, huqqa, vogue gibi mekanlara götüremiyorsan, mercedes,bmw ya da o standartlarda bir arabaya bindiremiyorsan bir hiçsin. bu durumdan daha brutal ve daha kolay olan başka bir şey ise looksmaxing, bu durumda face>all durumu söz konusu olur ve para, konum, hareketler, donanımlı olmak hiç gerekmez çünkü 1.90, hunter eye, jewline'ı iyi olan, burnu kavissiz ve hairline'ı iyi olan kişi yani %20 lik kısım olan bu erkek grubu %90 lık karşı cinsi götürüyor. ilk anlattığım statü olayı hipergami olarak geçer bu ise chad, slayer, pretty boy tiplerin, bir özelliğe gereksinim duymadan kazandıkları duruma denir.
submitted by alwaysiesta to turkincel [link] [comments]


2020.07.10 12:10 south31 dost kayaoğlu-buldum.mp4

Merhaba, sen her kimsen. Öncelikle bu videoyu izleyen insanlara şunu söyleyeyim, bu video sadece tek bir kişi için çekiliyor. Şimdi nerden girsem konuşmaya diye düşünüyorum. Bir iki gün önce kapım çalındı. Kapımı açtım böyle bi arkadaş bişey uzattı bana böyle bir zarf ben de dedim hani bu nedir nerden geliyor kimdir diyene kadar bi baktım herif yok. Arkadaş bir anda fırladı kaçtı. Zarfın içinden bir kağıt çıktı böyle bir not. Ahan da bu bilmiyorum şu anda okuyabiliyor musunuz. Okuyamıyorsanız da ben sizin için okuyayım. “Sana Dead Space i oyna diye gönderdim”. Şimdi sapıklığın çok ciddi anlamda zirvesine ulaştığını bu arkadaşın öncelikle belirtmem gerekiyor. Neden? İlk başta ciddiye almadım. Bunu gördüm a dedim yine aynı manyak bu. Çok fazla takmadım açık konuşmak gerekirse hani bana dead soace i biri gönderdi demiştim ya kimin olduğunu bilmiyorum gönderici ismi yazmıyor vesayre cart curt falan filan dediğimi dead space izleyen arkadaşlar bilir. Dead space 2 den bahsediyorum bu arada. Bu aynı arkadaş mı gerçekten emin değilim ama bana aynıs aynı kişi gibi geldi. Gene aynı şekilde hiçbir gönderici bilmem ne falan filan yok. Sadece bir not dead space i sana oyna diye gönderdim. Arkadaş bildiğiniz atar yapmış ben kanala ara verdim diye. Neyse. Şimdi, bu olay hafife alınacak bir olay değil arkadaşlar. Çünkü birkaç şey oldu sadece değil. Bu kağıdı ilk başta ben şeye almadım ciddiye almadım. Umursamadım hani yani manyağın biri dedim hani şeylik yapıyo dalga geçiyor taşak geçiyor falan filan. Ama velakin bu buldum.mp4 denen videoyu görene kadar. Arkadaşım, şimdi öncelikle bu videoyu ç mm sana mm adıyorum. Mutlusundur umarım bu kadar manyakçasına benim peşimdeysen eğer. Şimdi öncelikle video linkini description a koyacağım bu sayede neden bahsettiğimi bilebilirsiniz. Manyağın biri beni takip ediyor. Bu buldum.mp4 videosunda da beni çeşitli yerlerde çekmiş evime dönerken, işten eve dönerken çekmiş beni. Yok işte şeye giriyorum bilmem ne falan filan. Şimdi bunun şöyle bir problemi var, şöyle bir noktası var problemli olan kısma geçeyim öncelikle. Benim adresimi şu anda bilen kimse yok. Eski adresimi de kimse bilmiyordu ama bu herif bana dead space 2 yi ulaştırmayı başardı. Şikayet etmedim açık konuşmak gerekirse işime geldi çünkü. Ya biri bana oyun hediye etmiş bu güzel bişeydi ilk başta güzel bişey olduğunu düşündüm. Hani bu adam benim adresimi nerden bildiğini takmadım kafaya önemsemedim. Bir şekilde bulmuştur göndermiştir dedim. Peki bu yeni adresimi nerden buldu bu adam? Ben bu eve bir ay önce taşındım. Antalya dan dönüştün- dönüşte taşındım ben bu eve. Bu arkadaş benim adresimi nerden buldu? Bu arkadaş beni gittiğim her yerde takip mi ediyor? Yani şimdi böyle bir durum var ortada. Ve gerçekten ne diyeceğimi bilmiyorum hani. Ya bu evin adresini şu an annem babam bilmiyor daha hani daha onlara hani evin adresini bilmiyorlar sadece mekanı söyledim hani şurda oturuyorum dedim sadece. Hani adresi detaylı olarak bilmiyorlar gelip bulamazlar yani evi hani bulma şansları yok. Ara sokaklarda bir yerlerde bu ev bulamazlar. Ama bu arakdaş evimin yerini biliyor geliyor bana not bırakabiliyor ve üzerine zaten videodan videoyu izlerseniz göreceksiniz herif beni takip ediyor gittiğim her yerde. Arkadaşım beni korkutuyorsun çok ciddi anlamda korkuyorum yani şu an senden ve yaptığın şey çok büyük bir suç anladın mı? Yaptığın şey ciddi anlamda çok büyük bir suç. Eğer seni ihbar edersem ve yakalanırsan çok ciddi anlamda cezalar alırsın anladın mı? Akıllı ol ya akıllı ol şansını zorlama bu işe devam etme eğer chuckle böyle bir şey bidaha görürsem yemin ediyorum ihbar ederim seni. Ve bu işin peşini bırakmam yani seni yakalatıp ciddi anlamda ceza almanı sağlayana kadar bu işin peşini bırakmam. Adam ol tamam mı çok ciddi söylüyorum adam ol sakın sakın ha bir daha böyle bir şey yapma böyle bir video sakın bir daha görmeyeyim ben öyle takip ediliyorum bilmem ne falan filan hiç hoş şeyler değil. Ve bir de işin şu kısmı da var ben ihihi evde yalnız kalma fobimi daha yeni yeni yeniyorum hani daha yeni yeni üstesinden gelmeye başladım böyle manyakça işler yapıp beni korkutma daha fazla. Söylemek istediğim şeyler bu kadar arkadaşlar. Yani üzgünüm bu video size değil sadece bu sapığa bu manyağa artık kimse bu neyin nesiyse ona yöneltilmiş bir videoydu sadece. Ya ama bunu hani görmesini sağlamak için kanalıma yüklemek zorundaydım mecburen kim olduğunu bilmiyorum çünkü o yüzden kanalıma yükledim bu videoyu. Bu arkadaş sırf görsün diye zaten video respose olarak koyacağım onun o lanet videosuna bunu. Aynı zamanda tabii ki youtube'a da şikayet edeceğim bana karşı bir salıdırı ve ya ne bileyim taciz olduğuyla ilgili o videoyu. Her neyse görüşmek üzere...
submitted by south31 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.05.29 00:38 bibery SOSYOPATIM İLERİ DERECEDE

Sosyopatım ileri derecede kişilik bozukluğum var birçok kişiliğim var insanları okuyabiliyorum istediğim kişiyi intihara sürükleyebilirim sinir lobu perf sendromundan müzdaribim acı eşiğim çok yüksek işkenceden zevk alıyorum her köşeye sıkıştığımda kendime zarar verme eğilimim var ölmekten korkmuyorum aksine ölmek istiyorum çünkü öldükten sonra tekrar doğacağıma inanıyorum o yüzden kaybedecek çok az şeyim var sicilimde en ufak bir suç kaydım bile yok bir anda hayatınıza girebilirim hayatınızda karşılaşabileceğiniz en iyi taklitçiyim hergün farklı bir maske takıp insanların arasına karışıyorum iki yüzlüyüm hiç aşık olmadım birini hiç sevmedim arkadaşlarım ve dostlarım olmasına rağmen yok pedofili zoofili altını çiz bunlar dışında her türlü suça eğilimim var madde kullanıyorum 2 sene akıl hastanesinde yattım tıbbın ve bilimin daha adını koymadığı biri dürtü kontrol bozukluğu diğeri ise fobi olmak üzere iki psikolojik rahatsızlığım var aklınıza gelmeyecek en dip köşe çirkinlikleri yaptım soğukkanlıyım çıplak elle adam öldürme sanatı ağır seks pozisyonları ve mağaracılık gibi çoğu yasaklı ve gizli bilgileri biliyorum zorlu koşullarda hayatta kalma ve her türlü doğal ortamda kamufle olma gibi eğitimler aldım herşeyi silah olarak kullanabilirim ciğerlerim su altında 3 dakika oksijensiz kalabilecek kapasiteye sahip hiçbir din mezhep ve ırka mensup üyeğilim ve saygım yok çünkü dünya benim için bir oyun bahçesi şimdi söyleyin bana ananızı sikmemem için bir sebep var mı ?
submitted by bibery to kopyamakarna [link] [comments]


2020.05.04 12:37 avukatbesler İş Kazası Hakkında Bilinmesi Gerekenler

İş Kazası Hakkında Bilinmesi Gerekenler
İş Kazası Nedir?
İş kazası; bir işverene bağlı olarak çalışan işçinin, yaptığı iş esnasında geçirdiği kaza nedeniyle fiziki ya da psikolojik kayıplar yaşamasıdır. İş kazası nedir sorusunun cevabı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu madde 13 içerisinde tek tek sayılmıştır. Bu haller şu şekilde sıralanabilir:

  • Kazanın iş yeri sınırları içerisinde gerçekleşmesi,
  • İşveren tarafından yürütülmekte olan iş sebebiyle gerçekleşmesi,
  • İşçinin görevli olarak gönderildiği iş yeri dışında bir yerde kaza geçirmesi,
  • Emziren kadın çalışanın çocuğuna süt verme saati içerinde kaza geçirmesi,
  • İşçinin işveren tarafından sağlanan araç hizmeti sırasında kazaya yakalanmasıdır.
İş kazası örnekleri kanunda sayılanlar ile sınırlı değildir. Bunların dışında işin görülmesi esnasında gerçekleşen merdivenden düşme, trafik kazası geçirme vb. durumlarda iş kazası kapsamına girmektedir.
İş Kazası Tutanağı Nasıl Tutulmalıdır?
Kaza meydana geldiğinde ivedilikle tutanak altına alınmalıdır. Kazanın meydana geldiği tarih ve saat, oluş şekli, şahit olan kişilere tutanakta yer verilmelidir. İş kazası tutanağı açılacak maddi ve manevi tazminat davasında önemli rol oynayacaktır. İşverenler tutanakları genelde kendi kusurlarını gizleyecek şekilde düzenlemektedir. Bu nedenle tutanaklarda işçi aleyhine yazılan hususların aksinin ispatı için alanında uzman bir iş kazası avukatı ile çalışılması önemlidir.
İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır?
İş kazası bildirimi SGK’nın sitesinden elektronik ortamda yapılabilmektedir. Bunun dışında kurumun sitesindeki bildirim formunu doldurarak veya kendiniz hazırlayacağınız bir dilekçe ile de SGK’ya kazayı bildirebilirsiniz.
Kaza kurum tarafından öğrenildikten sonra olayın araştırılması için müfettiş görevlendirilir. Kurum ayrıca işçiye çalışamadığı günler için geçici iş göremezlik ödeneği bağlar ve tedavi masraflarını karşılar. İş kazası avukatının kurum tarafından belirlenen maluliyet oranının doğruluğunun incelenmesi ve gerekirse itirazda bulunması büyük öneme sahiptir. Bu şekilde olası hak kayıplarının önüne geçilebilmektedir. İş kazası avukatı aynı zamanda kazadan sorumlu olan kişilerin cezai ve hukuki sorumluluklarının belirlenmesi konusunda da danışılması gereken ilk kişidir.
İş Kazası Bildirim Süresi Ne Kadardır?
İş kazası bildirim süresi kaza tarihinden itibaren 3 iş günüdür. Bu süre içerisinde işveren tarafından SGK’ya başvurularak bildirim yapılmalıdır. Aksi takdirde işçi herhangi bir zaman sınırlamasına tabi olmaksızın kazayı SGK’ya bildirebilir.
İş Kazası Bildirmeme Cezası Ne Kadardır?
Üç günlük süre içerisinde iş kazası bildirmeme cezası oldukça yüksektir. Süresi içerisinde bildirim yapmayan işverenlere 2020 yılı için en az 4688 TL en çok 9376 TL ceza verilmektedir. Ceza miktarı iş yerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre değişmektedir.
Bazı durumlarda işverenlerce SGK’ya bildirim yapılmamakta ve olay kapatılmaya çalışılmaktadır. Bu şekilde işçinin kaza nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açması ve kolluğa şikayette bulunması engellenmeye çalışılmaktadır. Böyle bir durum söz konu olduğunda iş kazası avukatının önemi bir kez daha anlaşılmaktadır. İşveren bildirimi zamanında yapmaz ise bildirim işçi veya iş kazası avukatı tarafından kuruma yapılmalı ve şikayet süresi içerisinde kolluğa iletilmelidir.
İş Kazası Geçiren İşçinin Hakları Nelerdir?
İşçinin tedavi masrafları SGK tarafından karşılanır ve geçici iş göremezlik maaşı bağlanır. İşçi meslekte kazanma gücünü en az yüzde 10 oranında kaybetmişse kendisine sürekli iş göremezlik maaşı ödenecektir. Bunların dışında işçi kendisinin ve yakınlarının uğradığı maddi ve manevi zararların tahsili için işverene karşı dava açabilecektir.
İş Kazası Tazminat Hesaplama Nasıl Yapılır?
İş kazası tazminat hesaplama teknik ve detaylı bir konudur. Maddi tazminat hesaplanırken işçinin kaza olmasa idi elde edebileceği gelir hesaplanarak, uğramış olduğu iş gücü kaybı nedeniyle mevcut durumda elde edeceği gelir arasındaki fark tespit edilir. İş kazalarında tazminat hesaplamasına etki eden en önemli faktörler işçinin ücreti, maluliyet oranı, yaşı ve kusur oranıdır. Bu nedenle alanında uzman bir iş kazası avukatı tarafından işçinin ücret miktarının ispatı ve kusur oranı bakımından gerekli savunmaların yapılması gerekmektedir.
Manevi tazminat hesaplamasında ise uğranılmış olan ruhsal çöküntünün bir nebze giderilmesi amaçlanmaktadır. İşçiler çoğu zaman zorlu ve acılı tedaviler geçirmekte, kendisi ve yakınları psikolojik olarak yıpranmaktadır. Bu nedenle uğranılan elem ve ıstırabın büyüklüğüne göre hakim tarafından takdiri olarak manevi tazminat miktarı belirlenmektedir. Olayın koşullarına göre işçinin yakınları için de manevi tazminat talebinde bulunulması mümkündür.
İş Kazası Raporu Maaştan Kesilir Mi?
İşçiye SGK tarafından geçici iş göremezlik maaşı bağlanmaktadır. Ancak sürekli iş göremezlik geliri genellikle işçinin ücretinin altında olmaktadır. Bu nedenle işveren işçinin istirahatte olduğu süre boyunca geçici iş göremezlik maaşını mahsup ederek işçinin ücretini ödemek zorundadır.
Sigortasız İşçi İş Kazası Geçirirse Tazminat Alabilir mi?
İşe başlayan işçinin sigortasının başlatılması işverenin yükümlülüğüdür. İşverenin bu yükümlülüğünü ihlal etmiş olması iş kazası geçiren işçinin haklarını alamayacağı anlamına gelmez. Sigortasız işçi veya yakınları hastane polisine iş kazası geçirdiğini bildirerek şikayetçi olmalı ve doktorundan raporunu iş kazası olarak düzenlemesini istemelidir. Bunlar yapılmamış olsa dahi iş kazası tespit davası açılarak, kazanın iş kazası olduğunun ispatı mümkündür.
İş Kazası İfade Değiştirme Mümkün Müdür?
Yüksek tazminatlar ödeyebileceğini ve hakkında soruşturma başlatılacağını bilen bazı işverenler olayın üstünü örtmeye çalışmaktadır. Bunun için işçiye baskı yaparak şikayetçi olmaktan vazgeçirmekte ya da işçiye bir miktar para vaat ederek iş kazası olmadığı yönünde ifade verdirmektedir. İşçi bu şekilde ifade vermiş olsa dahi dava açma ve tazminat alma hakkı mevcuttur. Zira iş hukukunda işçi lehine yorum ilkesi mevcuttur ve iş kazasının başkaca delillerle ispatı mümkündür. Bu nedenle iş kazası geçiren işçinin hastanede veya karakolda verdiği ifadesini değiştirerek, tazminat davasında başka bir ifade vermesi mümkündür.
İş Kazası Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?
İş kazası zamanaşımı kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıldır. Ancak kazanın aynı zamanda suç teşkil etmesi durumunda, zamanaşımı süresi işlenen suça ilişkin zamanaşımı süresinden az olamaz. İş kazası avukatı tarafından kısmi dava açılması halinde, zamanaşımı süresi dolmadan ıslah yoluna başvurulması gerekmektedir.
İş Kazası Geçirdim Tazminat Alabilir miyim?
Sürekli iş göremezlik geliri için en az %10 iş gücü kaybı aranmakta ise de tazminat davaları bakımından böyle bir şart bulunmamaktadır. Hemen hemen tüm iş kazalarında işçi maddi ve manevi zararlara uğramakta dolaysıyla tazminat davası açmaya hak kazanmaktadır.
İş kazalarına bakan avukatlar, kaza nedeniyle maddi ve manevi tazminat davalarının açılması, takibi ve icra yoluyla tahsili konusunda uzmandır. Kaza sonucu işçinin ölümü halinde yakınları tarafından açılacak destekten yoksun kalma tazminat davası da iş kazası avukatının uzmanlık alanlarından biridir. Bu tür davalar en iyi iş kazası avukatı aracılığıyla takip edilebilir. Zira hukukta belirli bir alanda uzmanlaşma son derece önemlidir.
Besler Hukuk Bürosu olarak uzman avukat kadromuz ile kaza geçiren işçi müvekkillerimize her türlü desteği sağlamaktayız. Uzman iş kazası avukatlarımız tarafından gerekli dava açma işlemleri hızlı ve etkili bir şekilde yerine getirilmektedir. Müvekkillerimizin hak kayıplarının önüne geçerek ve hak ettikleri tazminat tutarlarını almalarına yardımcı olmaktayız.
Kaynak: https://www.besler.av.tcalisma-alanlarimiz/is-kazasi-avukati-is-kazasi-avukatlarina-danisma/
submitted by avukatbesler to u/avukatbesler [link] [comments]


2020.04.05 13:25 SpectreVile Merhaba, sen her kimsen. Öncelikle bu videoyu izleyen insanlara şunu söyleyeyim, bu video sadece tek bir kişi için çekiliyor. Şimdi nerden girsem konuşmaya diye düşünüyorum. Bir iki gün önce kapım çalındı. Kapımı açtım böyle bi arkadaş biley uzattı bana böyle bir zarf ben de dedim hani bu nedir nerd

Merhaba, sen her kimsen. Öncelikle bu videoyu izleyen insanlara şunu söyleyeyim, bu video sadece tek bir kişi için çekiliyor. Şimdi nerden girsem konuşmaya diye düşünüyorum. Bir iki gün önce kapım çalındı. Kapımı açtım böyle bi arkadaş biley uzattı bana böyle bir zarf ben de dedim hani bu nedir nerden geliyor kimdir diyene kadar bi baktım herif yok. Arkadaş bir anda fırladı kaçtı. Zarfın içinden bir kağıt çıktı böyle bir not. Ahan da bu bilmiyorum şu anda okuyabiliyor musunuz. Okuyamıyorsanız da ben sizin için okuyayım. “Sana Dead Space i oyna diye gönderdim”. Şimdi sapıklığın çok ciddi anlamda zirvesine ulaştığını bu arkadaşın öncelikle belirtmem gerekiyor. Neden? İlk başta ciddiye almadım. Bunu gördüm a dedim yine aynı manyak bu. Çok fazla takmadım açık konuşmak gerekirse hani bana dead soace i biri gönderdi demiştim ya kimin olduğunu bilmiyorum gönderici ismi yazmıyor vesayre cart curt falan filan dediğimi dead space izleyen arkadaşlar bilir. Dead space 2 den bahsediyorum bu arada. Bu aynı arkadaş mı gerçekten emin değilim ama bana aynıs aynı kişi gibi geldi. Gene aynı şekilde hiçbir gönderici bilmem ne falan filan yok. Sadece bir not dead space i sana oyna diye gönderdim. Arkadaş bildiğiniz atar yapmış ben kanala ara verdim diye. Neyse. Şimdi, bu olay hafife alınacak bir olay değil arkadaşlar. Çünkü birkaç şey oldu sadece değil. Bu kağıdı ilk başta ben şeye almadım ciddiye almadım. Umursamadım hani yani manyağın biri dedim hani şeylik yapıyo dalga geçiyor taşak geçiyor falan filan. Ama velakin bu buldum.mp4 denen videoyu görene kadar. Arkadaşım, şimdi öncelikle bu videoyu ç mm sana mm adıyorum. Mutlusundur umarım bu kadar manyakçasına benim peşimdeysen eğer. Şimdi öncelikle video linkini description a koyacağım bu sayede neden bahsettiğimi bilebilirsiniz. Manyağın biri beni takip ediyor. Bu buldum.mp4 videosunda da beni çeşitli yerlerde çekmiş evime dönerken, işten eve dönerken çekmiş beni. Yok işte şeye giriyorum bilmem ne falan filan. Şimdi bunun şöyle bir problemi var, şöyle bir noktası var problemli olan kısma geçeyim öncelikle. Benim adresimi şu anda bilen kimse yok. Eski adresimi de kimse bilmiyordu ama bu herif bana dead space 2 yi ulaştırmayı başardı. Şikayet etmedim açık konuşmak gerekirse işime geldi çünkü. Ya biri bana oyun hediye etmiş bu güzel bişeydi ilk başta güzel bişey olduğunu düşündüm. Hani bu adam benim adresimi nerden bildiğini takmadım kafaya önemsemedim. Bir şekilde bulmuştur göndermiştir dedim. Peki bu yeni adresimi nerden buldu bu adam? Ben bu eve bir ay önce taşındım. Antalya dan dönüştün- dönüşte taşındım ben bu eve. Bu arkadaş benim adresimi nerden buldu? Bu arkadaş beni gittiğim her yerde takip mi ediyor? Yani şimdi böyle bir durum var ortada. Ve gerçekten ne diyeceğimi bilmiyorum hani. Ya bu evin adresini şu an annem babam bilmiyor daha hani daha onlara hani evin adresini bilmiyorlar sadece mekanı söyledim hani şurda oturuyorum dedim sadece. Hani adresi detaylı olarak bilmiyorlar gelip bulamazlar yani evi hani bulma şansları yok. Ara sokaklarda bir yerlerde bu ev bulamazlar. Ama bu arakdaş evimin yerini biliyor geliyor bana not bırakabiliyor ve üzerine zaten videodan videoyu izlerseniz göreceksiniz herif beni takip ediyor gittiğim her yerde. Arkadaşım beni korkutuyorsun çok ciddi anlamda korkuyorum yani şu an senden ve yaptığın şey çok büyük bir suç anladın mı? Yaptığın şey ciddi anlamda çok büyük bir suç. Eğer seni ihbar edersem ve yakalanırsan çok ciddi anlamda cezalar alırsın anladın mı? Akıllı ol ya akıllı ol şansını zorlama bu işe devam etme eğer chuckle böyle bir şey bidaha görürsem yemin ediyorum ihbar ederim seni. Ve bu işin peşini bırakmam yani seni yakalatıp ciddi anlamda ceza almanı sağlayana kadar bu işin peşini bırakmam. Adam ol tamam mı çok ciddi söylüyorum adam ol sakın sakın ha bir daha böyle bir şey yapma böyle bir video sakın bir daha görmeyeyim ben öyle takip ediliyorum bilmem ne falan filan hiç hoş şeyler değil. Ve bir de işin şu kısmı da var ben ihihi evde yalnız kalma fobimi daha yeni yeni yeniyorum hani daha yeni yeni üstesinden gelmeye başladım böyle manyakça işler yapıp beni korkutma daha fazla. Söylemek istediğim şeyler bu kadar arkadaşlar. Yani üzgünüm bu video size değil sadece bu sapığa bu manyağa artık kimse bu neyin nesiyse ona yöneltilmiş bir videoydu sadece. Ya ama bunu hani görmesini sağlamak için kanalıma yüklemek zorundaydım mecburen kim olduğunu bilmiyorum çünkü o yüzden kanalıma yükledim bu videoyu. Bu arkadaş sırf görsün diye zaten video respose olarak koyacağım onun o lanet videosuna bunu. Aynı zamanda tabii ki youtube'a da şikayet edeceğim bana karşı bir salıdırı ve ya ne bileyim taciz olduğuyla ilgili o videoyu. Her neyse görüşmek üzere...
submitted by SpectreVile to kopyamakarna [link] [comments]


2020.03.26 20:11 karanotlar Salgın Durumu Üzerine

Alain Badiou
Çeviri: Büşra Özcan ve Dicle Kızılkan
Başından beri, viral bir pandemi ile karakterize edilen güncel durumun hiç de öyle özellikle olağanüstü olmadığını düşündüm. AIDS’in (viral) pandemisinden kuş gribine kadar; Ebola virüsü, SARS1 virüsü, birkaç başka gribi de unutmadan –antibiyotiğin iyileştirmediği verem çeşitlerine, kızamığın geri dönüşüne değinmiyorum bile– dünya pazarının, tıbben yetersiz bölgelerin varlığı ve gerekli aşılar konusundaki küresel disiplinin eksikliği ile birleşerek kaçınılmaz olarak ciddi ve yıkıcı salgınlar ürettiğini biliyoruz (AIDS özelinde, birkaç milyon ölüm). Mevcut pandemi halinin, oldukça konforlu ‘Batı Dünyası’ndaki büyük etkisini saymazsak –ki bu bile başlı başına yeni bir önemi olmayan, bunun yerine sosyal medyada şüpheli ağıtları ve iğrenç ahmaklıkları ortaya çıkaran bir gerçek– bariz koruyucu önlemlerin ve yeni hedeflerin yokluğunda virüsün ortadan kalkması için geçecek sürenin ötesinde, neden bu kadar üst perdeden konuşmanın gerekli olduğunu anlamadım.
Dahası, devam eden salgının gerçek adı hatırlatmalı ki, gökkubbenin altında yeni bir şey yok. Bu gerçek isim SARS 2, yani ‘Ağır Akut Solunum Sendromu 2’, tanımın (2003 baharında dünyaya yayılan SARS 1 epidemiğinden sonra) ikinci defa kullanıldığını gösteriyor. O zamanlar ’21. yüzyılın ilk bilinmeyen hastalığı’ olarak adlandırılmıştı. O halde mevcut salgının hiçbir şekilde, radikal ölçüde yeni veya eşi benzeri görülmemiş bir şey olmadığı açıktır. Bu yüzyılda türünün ikinci örneğidir ve ilkinin varisi olabilir. Öyle ki bugün yetkililere tahmin konusunda yöneltilebilecek tek manalı eleştiri, SARS 1 deneyiminden sonra SARS 2 ile mücadele etmeyi mümkün kılacak hakiki araçları sağlayabilecek araştırmaların fonlanmamış olmasıdır.
Bu yüzden diğer herkes gibi kendimi evimde tecrit etmeye çalışmaktan başka yapacak bir şey veya diğer herkesi aynısını yapmaya teşvik etmeyi amaçlayan laflardan başka söylenecek bir söz olduğunu düşünmedim. Bu noktada katı bir disipline bağlı kalmak, en çok maruz kalanlara destek olmak ve temel koruma sağlamak açısından gereklidir. En çok maruz kalanlar, enfekte olanlar dahil diğerlerinin disiplinine güvenebilmeleri gereken, ön cephede yer alan sağlık personeli; bakım evlerinde bulunan yaşlılar gibi en zayıf olanlar ve hastalığın kendisine bulaşma riski yüksek olan, her gün işe gidenlerdir. ‘Evde kal’ emrine itaat edebileceklerin disiplini, evi olmayanlara veya ev demeye bin şahit isteyecek yerlerde yaşayanlara güvenli bir barınak bulmayı ve önermeyi de kapsamalıdır. Bu durumda otellere el konulması tasavvur edilebilir.
Bu görevlerin giderek daha acil olduğu doğrudur ancak en azından ilk tahlilde, büyük bir analitik çabayı veya yeni bir düşünme biçiminin oluşturulmasını gerektirmiyor.
Ama yakın çevremde rastladıklarım da dahil olmak üzere, yarattıkları kafa karışıklığı ve içinde bulunduğumuz basit durumu anlamadaki mutlak yetersizlikleriyle beni öfkelendiren çok şey okuyor ve duyuyorum.
Bu buyurgan bildirgeler, patetik çağrılar ve ısrarlı suçlamalar değişik biçimler alsa da hepsi mevcut pandeminin inanılmaz basitliğini ve acayiplik yokluğunu hor görme konusunda bir. Kimileri, doğası gereği yaptığını yapmaya mecbur güçler karşısında gereksizce bir kölelik halinde. Ötekilerse gezegene ve onun esrarına yakarırlar, ki beyhudedir. Berikiler her şeyde talihsiz Macron’u suçlar ki garibim epidemi ya da savaş zamanlarında devletin başı olarak ne yapması gerekiyorsa onu yapmaktadır ve işini yapmakta diğerlerinden geri kalıyor da değildir. Bazıları, eşi görülmemiş bir devrimin (virüsün imhasıyla olan bağı hala anlaşılmaz olan) kurucu olayı hakkında kuru gürültü yaparlar - devrimcilerimiz yeni bir araç filan da sunmamıştır bu arada. Kimileri kendilerini kıyamet karamsarlığına batırır. Diğerleriyse çağdaş ideolojinin altın kuralı ‘önce ben’in bu defa kendilerine çıkar sağlamayışından, yardım etmeyişinden ve hatta belanın belirsizce sürmesinin suç ortağı oluşundan ötürü örselenmiş hissederler.
Görünen o ki salgının zorluğu her yerde Aklın esas işlevini ortadan kaldırıyor, özneleri Orta Çağ’da veba ortalığı süpürürken gelenekselleşmiş acınası tesirlere dönmeye zorluyor (mistisizm, uydurma, dua, kehanet ve lanet).
Sonuç olarak, bir şekilde bazı basit fikirleri bir araya getirme mecburiyeti hissediyorum. Onlara memnuniyetle Kartezyen derdim.
O halde, başka yerlerde pek bayağıca tanımlanmış ve bu yüzden de pek bayağıca ele alınmış sorunu tanımlayarak başlayalım.
Bir salgın, doğal ve toplumsal belirlenimler arasında her zaman bir bağlantı noktası olması gerçeği nedeniyle karmaşıktır. Kapsamlı analizi çaprazlamadır; kişi iki belirlemenin kesiştiği noktaları kavramalı ve sonuçları buna göre çıkarmalıdır.
Örneğin, güncel salgının ilk dayanağı yüksek ihtimalle Wuhan bölgesinin pazarlarında bulunabilir. Çin pazarları tehlikeli kirlilikleriyle, üst üste yığılmış her türlü canlı hayvanın açık hava satışının engellenemeyişiyle bilinirler. Dolayısıyla belirli bir anda yarasalardan gelen virüs, vasat hijyen koşullarında ve kalabalık ortamda, bir hayvan formunda kendine yer bulmuştur.
Virüsün bir türden diğerine olan yörüngesi böylece insan türüne doğru seyreder. Tam olarak nasıl? Henüz bilmiyoruz ve yalnızca bilimsel çalışmalardan öğrenebileceğiz. Hazır değinmişken, kendilerine bakılırsa her şeyin kökeninde Çinlilerin yarı canlı yarasa yemesi yatan, internette dolanan tipik ırkçı anlatılara ve sahte görsellere sövelim...
Sonunda insana ulaşan hayvan türleri arasındaki bu yerel geçiş tüm meselenin başlangıç noktasıdır. Bundan sonrası artık yalnızca çağdaş dünyanın temel bir verisinin işlenmesidir: Çin’in devlet kapitalizminin emperyal rütbeye yükselişi, diğer bir deyişle yoğun ve evrensel bir şekilde dünya pazarında bulunma durumu. İşte karantina başlayana dek çoktan sayısız yayılım ağının oluşmuş olmasının sebebi budur. Çin hükümeti çıkış noktasını, yani 40 milyon nüfuslu bir eyaleti son derece başarılı bir şekilde tecrit etmişti; fakat bu hamle epideminin yerküreye yayılmak üzere yola çıkışını, uçaklarla ve gemilerle taşınmasını durdurmak için fazla geç kaldı.
Salgını açıklığa kavuşturucu, benim çifte eklem dediğim şu detayı bir düşünün: bugün SARS 2 Wuhan’da zapt edildi ancak birçoğu yurtdışından gelen Çin vatandaşları sebebiyle Şanghay’da bir sürü vaka var. Dolayısıyla Çin’de ilki arkaik sonraki modern olmak üzere; kötü koşullara sahip eski usul pazarlardaki doğa-toplum kesişimi ile kapitalist dünya pazarının hızlı ve aralıksız hareketliliğine dayanan küresel dağılım arasındaki bağı gözlemleyebiliyoruz.
Sonrasında devletlerin yerel olarak bu dağılımı bastırmaya çalıştığı aşamaya giriyoruz. Salgın çaprazlama/evrensel ilerlerken hükmün yerel kaldığını da belirtelim. Bazı ulus-ötesi otoritelere rağmen, ön cephede olanların yerel burjuva devletler olduğu açıktır.
Burada çağdaş dünyanın büyük bir çelişkisine değiniyoruz. İmal edilen malların seri üretim süreci de dahil olmak üzere ekonomi, dünya pazarının himayesi altına girmektedir; basit bir cep telefonu montajının bile en az yedi farklı devlette, maden sektörü de dahil olmak üzere işgücü ve kaynakları harekete geçirdiğini biliyoruz. Ne var ki siyasi güçler esasen ulusal ölçekte kalmaktadır. Avrupa, ABD gibi eski emperyalizmler ile Çin, Japonya gibi yeni emperyalizmler arasındaki rekabet, kapitalist bir dünya devletiyle sonuçlanacak herhangi bir süreci dışlamaktadır. Salgın aynı zamanda ekonomi ve politika arasındaki ayrımın çirkince kendini teşhir ettiği bir andır. Avrupa devletleri bile virüs karşısında politikalarını zamanında ayarlamayı başaramıyorlar.
Bu çelişkinin gölgesinde, ulus devletler riskin doğası onları yetkilerinin eylem ve biçiminde değişiklik yapmaya zorlasa da Sermaye’nin işleyişine mümkün olduğunca riayet ederek salgınla baş etmeye çalışıyor.
Ülkeler arasındaki bir savaş durumunda devletlerin, yerli sermayeyi kurtarmak için, beklenileceği gibi yalnızca halk kitlelerine değil burjuvaziye de hatırı sayılır sınırlamalar getirmek zorunda olduğunu çok uzun zamandır biliyoruz. Kimi endüstriler doğrudan hiçbir paraya çevrilebilir artı değer yaratmayan askeri teçhizatın ölçüsüz üretimi adına neredeyse tümüyle millileştirilmiştir. Çoğu burjuva memur olarak silah altına alınmış ve ölümle karşı karşıya getirilmiştir. Bilim insanları yeni silahlar üretmek için gece gündüz çalışmış, pek çok entelektüel ve sanatçı ulusal propaganda ihtiyacını karşılamaya zorlanmıştır, vb.
Bir salgınla karşı karşıya kalındığında bu türden bir devletçi refleks kaçınılmazdır. Bu nedenle, Macron ve başbakan Edouard Philippe’in ‘refah’ devletinin dönüşüne ilişkin açıklamaları (işsizleri desteklemek için harcama yapmak, dükkanları kapanan serbest çalışanlara yardım etmek, devlet hazinesinden 100 ya da 200 milyar talep etmek ve hatta ‘millileştirme’ ilanları) şaşırtıcı ya da paradoksal değildir. Buradan çıkan sonuç Macron’un kullandığı metaforun –Koronavirüse karşı savaştayız– doğru olduğudur: Savaşta ya da salgında, devlet stratejik bir felaketten kaçınmak için kimi zaman sınıf doğasının olağan seyrini ihlal etmek, daha otoriter ve umumu hedefleyen uygulamaları üstlenmek zorunda kalır.
Bu tutum, mevcut toplumsal düzenin içinde kalarak ve mümkün olan en yüksek kesinlikle, salgını zapt etme amacının –Macron’un metaforunu yeniden ödünç alırsak, savaşı kazanmanın– bütünüyle mantıksal sonucudur. Şakası olmayan, doğa (dolayısıyla bilim insanlarının bu konudaki rakipsiz rolünü) ve toplumsal düzeni (dolayısıyla devletin, ki başka türlüsü olamazdı, otoriter müdahalesini) kesiştiren ölümcül bir sürecin yayınımının dayattığı bir zorunluluktur.
Bu çabanın ortasında büyük bir boşluğun belirmesi kaçınılmazdır. Koruyucu maske yokluğunu ve hastane izolasyonu konusundaki hazırlıksızlığı göz önünde bulundurun. Ama kim bu tür bir durumu ‘tahmin etmekle’ böbürlenebilir ki? Belirli açılardan devletin mevcut durumu engellemediği doğru. On yıllar içinde ulusal sağlık sistemini, kamu yararına hizmet eden tüm devlet sektörleriyle birlikte zayıflatarak devlet, yıkıcı bir salgına benzer hiçbir şey ülkemizi etkileyemezmiş gibi davrandı. Bu açıdan devlet, yalnızca Macron şahsında değil, geçtiğimiz 30 yılda göreve gelenlerin tümü şahsında, mutlak suçludur.
Ancak şu belirtilmelidir ki, belki birkaç yalıtık bilim insanı haricinde, hiç kimse Fransa’da bu tür bir salgının yaşanabileceğini öngörmemiş, bunu hayal dahi etmemiştir. Pek çok kimse büyük ihtimalle bu tür bir şeyin izbe Afrika ya da totaliter Çin’e müstahak olduğunu düşünmüştür, demokratik Avrupa’ya değil. Nutuk atma ve son zamanlarda kendilerine seçtikleri gülünç hedef Macron hakkında yaygara koparmaya devam etme hakkının tadını çıkaran solcular –ya da Sarı Yelekliler ve hatta sendikacılar– da bunu kesinlikle öngöremediler. Tam tersine, salgın Çin’den gelmekteyken, çok yakın zamana kadar, onların –kim olursa olsun– bugün olan bitene ilişkin iktidarın aldığı önlemlerdeki gecikmeleri yüksek sesle mahkûm etme ehliyetlerini elinden alması gereken kontrol dışı toplantılar ve gürültülü gösteriler gerçekleştirdiler. Doğrusunu söylemek gerekirse Macron devletinden önce bu tedbirleri hiçbir siyasal güç almamıştır.
Devlet bakımından durum, burjuva devletin açıklıkla, kamusal olarak, burjuvaziden daha geniş kesimlerin menfaatine davranırken, stratejik olarak gelecekte bu devletin genel biçimini temsil ettiği sınıf çıkarlarının üstünlüğünü sürdüreceği mahiyettedir. Bir başka deyişle, konjonktür devleti, kendisi genel mahiyette olan bir düşmanın –savaş zamanlarında bu yabancı işgalci olabilir, mevcut durumda SARS 2 virüsüdür– içerideki varlığından ötürü durumu yetkili temsilcisi olduğu sınıfın çıkarlarını daha kamusal çıkarlarla kaynaştırmaya başvurarak kontrol etmeye zorlamaktadır.
Bu tür bir durum (dünya savaşı ya da dünyasal salgın) politik düzlemde ‘tarafsız’dır. Geçmişteki savaşlar yalnızca iki durumda, Rusya’da ve Çin’de – bunlar o dönemin imparatorlukları bakımından aykırı değerler olarak adlandırılabilir– devrimleri tetikledi. Rusya örneğinde bunun nedeni Çarlık rejiminin her anlamda ve çok uzun süredir, ve aynı zamanda bu uçsuz bucaksız ülkede gerçek bir kapitalizmin doğumuna potansiyel olarak adapte olan bir güç olarak, gerilemesiydi. Ve ona karşı, Bolşevikler suretinde, olağanüstü liderler tarafından iradeli bir biçimde yapılandırılmış, modern bir politik öncü mevcuttu. Çin örneğinde, devrimci iç savaş dünya savaşını öncelemişti ve Çin Komünist Partisi henüz 1940 senesinde denenmiş ve sınanmış bir halk ordusunun başında bulunuyordu. Buna karşın hiçbir Batılı güç muzaffer bir devrimi tetiklemedi. 1918’de yenilen Almanya’da bile Spartakist ayaklanma hızlıca ezildi.
Bundan alınacak ders açık: sürmekte olan salgın, salgın olarak, Fransa gibi bir ülkede kayda değer hiçbir siyasal sonuç doğurmayacaktır. Burjuvazimizin –yeni başlayan homurdanmaları ve yaygın olsa da eften püften sloganları göz önüne alınacak olursa– Macron’dan kurtulma vaktinin geldiğine inandığını varsaydığımızda bile bu hiçbir kayda değer değişiklik anlamına gelmeyecek. ‘Siyaseten doğru’ adaylar, köhne olduğu kadar tiksinti verici de olan ‘milliyetçiliğin’ küflenmiş bir biçiminin müdafileri olarak halihazırda kulislerde beklemekte.
Bu ülkenin politik koşullarında esaslı bir değişimi arzulayanlar olarak bu salgının doğurduğu aralıktan ve hatta –bütünüyle gerekli olan– izolasyondan politikanın yeni biçimleri, yeni politik alanlara ilişkin tasarılar ve komünizmin görkemli yaratımını ve –ilgi çekici olmakla birlikte son kertede yenilgiye uğramış– devletçi deneyimini takip edecek olan ulus-aşırı üçüncü aşaması üzerine çalışmak için faydalanmalıyız.
Ayrıca salgın gibi bir hadisenin kendi başına politik olarak yaratıcı bir yönde etkili olabileceğine inanan her bakış açısının sıkı bir eleştirisini gerçekleştirmek gerekiyor. Salgın hakkındaki bilimsel bilginin genel yayılımına ilaveten, politik bir talep yalnızca hastaneler ve halk sağlığı, okullar ve eşitlikçi eğitim, yaşlıların bakımı ve bu türden başkaca sorunlara ilişkin yeni ifade ve görüşlerle sürdürülebilir. Herhalde yalnızca bunlar mevcut durumun su yüzüne çıkardığı tehlikeli güçsüzlüğün bilançosu ile birlikte telaffuz edilebilir.
Sırası gelmişken açıkça ve cesaretle sözde ‘sosyal [olan] medya’nın, bir kez daha palavracıların akli felcinin, raydan çıkmış söylentilerin, nuh nebiden kalma ‘yenilikler’in keşfinin ve hatta faşizan gericiliğin yayılması için bir zemin olduğu açıkça ve cesurca gösterilmelidir.
İzolasyonumuz süresince bile ve hatta özellikle de bu süreçte, bilim tarafından kontrol edilebilir hakikatler ve yeni bir politikanın ayağı yere basan perspektifleri, yerelleşmiş deneyimleri ve stratejik amaçları haricindeki hiçbir şeye güvenmeyelim.
https://www.teorivepolitika.net/index.php/component/k2/item/696-salgin-durumu-uzerine
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.02.18 11:40 dev_mojito Merhaba, sen her kimsen. Öncelikle bu videoyu izleyen insanlara şunu söyleyeyim, bu video sadece tek bir kişi için çekiliyor. Şimdi nerden girsem konuşmaya diye düşünüyorum.

Merhaba, sen her kimsen. Öncelikle bu videoyu izleyen insanlara şunu söyleyeyim, bu video sadece tek bir kişi için çekiliyor. Şimdi nerden girsem konuşmaya diye düşünüyorum. Bir iki gün önce kapım çalındı. Kapımı açtım böyle bi arkadaş biley uzattı bana böyle bir zarf ben de dedim hani bu nedir nerden geliyor kimdir diyene kadar bi baktım herif yok. Arkadaş bir anda fırladı kaçtı. Zarfın içinden bir kağıt çıktı böyle bir not. Ahan da bu bilmiyorum şu anda okuyabiliyor musunuz. Okuyamıyorsanız da ben sizin için okuyayım. “Sana Dead Space i oyna diye gönderdim”. Şimdi sapıklığın çok ciddi anlamda zirvesine ulaştığını bu arkadaşın öncelikle belirtmem gerekiyor. Neden? İlk başta ciddiye almadım. Bunu gördüm a dedim yine aynı manyak bu. Çok fazla takmadım açık konuşmak gerekirse hani bana dead soace i biri gönderdi demiştim ya kimin olduğunu bilmiyorum gönderici ismi yazmıyor vesayre cart curt falan filan dediğimi dead space izleyen arkadaşlar bilir. Dead space 2 den bahsediyorum bu arada. Bu aynı arkadaş mı gerçekten emin değilim ama bana aynıs aynı kişi gibi geldi. Gene aynı şekilde hiçbir gönderici bilmem ne falan filan yok. Sadece bir not dead space i sana oyna diye gönderdim. Arkadaş bildiğiniz atar yapmış ben kanala ara verdim diye. Neyse. Şimdi, bu olay hafife alınacak bir olay değil arkadaşlar. Çünkü birkaç şey oldu sadece değil. Bu kağıdı ilk başta ben şeye almadım ciddiye almadım. Umursamadım hani yani manyağın biri dedim hani şeylik yapıyo dalga geçiyor taşak geçiyor falan filan. Ama velakin bu buldum.mp4 denen videoyu görene kadar. Arkadaşım, şimdi öncelikle bu videoyu ç mm sana mm adıyorum. Mutlusundur umarım bu kadar manyakçasına benim peşimdeysen eğer. Şimdi öncelikle video linkini description a koyacağım bu sayede neden bahsettiğimi bilebilirsiniz. Manyağın biri beni takip ediyor. Bu buldum.mp4 videosunda da beni çeşitli yerlerde çekmiş evime dönerken, işten eve dönerken çekmiş beni. Yok işte şeye giriyorum bilmem ne falan filan. Şimdi bunun şöyle bir problemi var, şöyle bir noktası var problemli olan kısma geçeyim öncelikle. Benim adresimi şu anda bilen kimse yok. Eski adresimi de kimse bilmiyordu ama bu herif bana dead space 2 yi ulaştırmayı başardı. Şikayet etmedim açık konuşmak gerekirse işime geldi çünkü. Ya biri bana oyun hediye etmiş bu güzel bişeydi ilk başta güzel bişey olduğunu düşündüm. Hani bu adam benim adresimi nerden bildiğini takmadım kafaya önemsemedim. Bir şekilde bulmuştur göndermiştir dedim. Peki bu yeni adresimi nerden buldu bu adam? Ben bu eve bir ay önce taşındım. Antalya dan dönüştün- dönüşte taşındım ben bu eve. Bu arkadaş benim adresimi nerden buldu? Bu arkadaş beni gittiğim her yerde takip mi ediyor? Yani şimdi böyle bir durum var ortada. Ve gerçekten ne diyeceğimi bilmiyorum hani. Ya bu evin adresini şu an annem babam bilmiyor daha hani daha onlara hani evin adresini bilmiyorlar sadece mekanı söyledim hani şurda oturuyorum dedim sadece. Hani adresi detaylı olarak bilmiyorlar gelip bulamazlar yani evi hani bulma şansları yok. Ara sokaklarda bir yerlerde bu ev bulamazlar. Ama bu arakdaş evimin yerini biliyor geliyor bana not bırakabiliyor ve üzerine zaten videodan videoyu izlerseniz göreceksiniz herif beni takip ediyor gittiğim her yerde. Arkadaşım beni korkutuyorsun çok ciddi anlamda korkuyorum yani şu an senden ve yaptığın şey çok büyük bir suç anladın mı? Yaptığın şey ciddi anlamda çok büyük bir suç. Eğer seni ihbar edersem ve yakalanırsan çok ciddi anlamda cezalar alırsın anladın mı? Akıllı ol ya akıllı ol şansını zorlama bu işe devam etme eğer chuckle böyle bir şey bidaha görürsem yemin ediyorum ihbar ederim seni. Ve bu işin peşini bırakmam yani seni yakalatıp ciddi anlamda ceza almanı sağlayana kadar bu işin peşini bırakmam. Adam ol tamam mı çok ciddi söylüyorum adam ol sakın sakın ha bir daha böyle bir şey yapma böyle bir video sakın bir daha görmeyeyim ben öyle takip ediliyorum bilmem ne falan filan hiç hoş şeyler değil. Ve bir de işin şu kısmı da var ben ihihi evde yalnız kalma fobimi daha yeni yeni yeniyorum hani daha yeni yeni üstesinden gelmeye başladım böyle manyakça işler yapıp beni korkutma daha fazla. Söylemek istediğim şeyler bu kadar arkadaşlar. Yani üzgünüm bu video size değil sadece bu sapığa bu manyağa artık kimse bu neyin nesiyse ona yöneltilmiş bir videoydu sadece. Ya ama bunu hani görmesini sağlamak için kanalıma yüklemek zorundaydım mecburen kim olduğunu bilmiyorum çünkü o yüzden kanalıma yükledim bu videoyu. Bu arkadaş sırf görsün diye zaten video respose olarak koyacağım onun o lanet videosuna bunu. Aynı zamanda tabii ki youtube'a da şikayet edeceğim bana karşı bir salıdırı ve ya ne bileyim taciz olduğuyla ilgili o videoyu. Her neyse görüşmek üzere...
submitted by dev_mojito to kopyamakarna [link] [comments]


2019.08.22 12:09 NewsJungle Türkiye, İstanbul’daki kayıt dışı mülteciler için son tarihini uzattı

Türkiye, İstanbul’daki kayıt dışı Suriyeli mültecilerin kentten iki ay ayrılmalarının son tarihini uzattı.
Türkiye'nin diğer şehirlerinde kayıtlı Suriyeli mültecilerin yanı sıra, hiç kayıtlı olmayan mültecilerin ülkenin en büyük kentini terk etmeleri için son tarih 20 Ağustos'ta sona ermişti.
“Suriyeli mültecileri ülke genelinde dengeli bir şekilde yaymaya çalıştık. Her şehir belli bir kapasiteye sahiptir. Halen 540.000'den fazla Suriyelinin İstanbul'da kalma hakkı var. Bu sayıdan daha fazlasını tutamıyoruz; düzenlememiz gerek ”dedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 21 Ağustos'ta bir grup dış medya temsilcisine söyledi.
Halihazırda İstanbul'daki okullara kayıtlı 1600 öğrencinin ailesi, yasal çalışma izni olanların yanı sıra sağlık meseleleri gibi belirli insancıl alibileri olan kişiler bu karardan muaf tutulmaktadır.
Benzer bir süreç Ankara'da başlamış ve kapasitelerinden daha fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Bursa'da başlayacaktır.
Soylu, Türkiye'nin mülteci politikasının temel ilkeleri değişmedi ve hiçbir mültecinin zorla sınır dışı edildiğine dair bir soru bulunmadığını söyledi.
Soylu'ya göre, geçici koruma altındaki Suriyeli mültecilerin sayısı 3.649 milyon, geri dönenlerin sayısı ise 347.000'e ulaştı. 2017'de 175.000 düzensiz mülteci yakalanırken, bu sayının bu yıl sonuna kadar 305.000'e ulaşması bekleniyor.
Soylu, hükümetin amacını herkesi kayıt altında tutmak olduğunu söyledi. Türkiye’nin açık kapı politikası devam ediyor, dedi. 2017'de yaklaşık 485.000 yeni kayıt yapıldı, 2018'de bu sayı 280.000 idi. “Bu yıl 70.000 yeni kayıt var. Başka bir deyişle, akış devam ediyor. Ancak Suriye'deki iki askeri operasyon sayesinde güvenli bölgeler yarattığımız için gönüllü geri dönüşler de var ”dedi.
Ancak, kayıt dışı ekonomisi açısından mülteciler için cazip olan kentte aşırı bir sıkıntı yaşanmaması için İstanbul'a yeni kayıtlar durduruldu. Soylu, “İstanbul gayrı resmi çalışmalar nedeniyle neden cazip, kayıt dışı istihdama karşı mücadele etmeliyiz” dedi.
Şimdiye kadar 102.000 Suriyeliye Türk vatandaşlığı verilmiştir. Soylu, Suriyelilerin yüzde 70'inin ülkesine geri dönmek istediklerini söylerken, birçoğunun Türkiye'de yaşamlarının geri kalanında ne kalacağı konusunda bir tahminde bulunmadığını belirtti.
İçişleri bakanı, göç, terör ve uyuşturucu yollarının bir araya geldiğini ve bu yolların hem hedefinin hem de hedefinin Türkiye olduğunu belirtti.
Bakan, Batılı ülkeleri mülteci sorununun gerçek sebeplerine kayıtsız kaldıkları için suçladı ve onları giden göçün ana kaynağı olan bölgelerde refah ve istikrarı geliştirmek için harekete geçmeye çağırdı. Batı’nın mültecileri sınırlardan uzak tutma politikası sürdürülebilir değil. Türkiye’nin göç konusunda en üst düzey yöneticilerine göre, Avrupa’nın 2018’de nispeten kolay bir yıl geçirmesine rağmen, mültecilerin gelişi bakımından bu eğilimin devam edeceğine dair bir garanti yok.
"Belediye Başkanları" nın kaldırılması yasal
Halk Demokrasi Partisi (HDP) 'nin terör örgütünü destekleme soruşturması yapan adayları aday göstermesi, devlete, yasaya ve demokrasiye açık bir meydan okuma olduğunu söyledi. Soylu, üç belediye başkanını Ağustos ayındaki görevden alma kararıyla ilgili olduğunu söyledi. 0,19.
Soylu, “Amacımız demokrasinin kötüye kullanımını önlemek” dedi.
Güneydoğudaki Diyarbakır ve Mardin belediye başkanları illeri ve Doğu Van ili - Adnan Selçuk Mızraklı, Ahmet Türk ve 31 Mart yerel seçimlerinde ezici çoğunluklarla seçilen Bedia Özgökçe Ertan ilçeleri askıya alındı.
Soylu, Yüksek Seçim Kurulu (YSK), soruşturma altında olan ancak kesin bir mahkumiyet olmadan aday gösterilmesini kabul edebilir, dedi. Soylu, Anayasa’nın 127. Maddesinde ise terör eylemleriyle ilgili soruşturma sürdüğü sırada belediye başkanını askıya alma yetkisini verdi. “Suç faaliyetleri varsa, yasal işlemin bitmesini beklerken bu faaliyetlere göz yumar mıyız? Bu önleyici bir önlem olarak alınmaktadır ”dedi Soylu.
Bakan, kararın belediyeler yasasının 45. ve 47. maddelerine uygun olarak alındığını savundu.
Cumhurbaşkanı, İspanyol mahkemelerinin Bask ve Katalan siyasetçilerine karşı örneklerini göstererek, kararın uluslararası normlara da uygun olduğunu söyledi.
“Ahmet Türk'ün (Mardin belediye başkanı), (önceki belediye başkanlığından) askıya alındığı bilgisine rağmen, kendisi hakkında yedi ayrı soruşturma olmasına rağmen; Yine aday olarak aday gösterildi. Mesaj açıktır: bu devlete, yasaya meydan okumaktır ”dedi.
“Demokrasi bir Truva atı değil. HDP demokratik süreçleri kışkırtır ”dedi.
İçişleri bakanı, hükümetin önceki yıllara karşı çıkan "belediye başkanları" olarak atandığını söyledi.
İçişleri bakanı, hükümetin “ombudsman” teriminin önceki kullanımına itiraz eden “belediye başkanları” atadığını söyledi.
Soylu, bölgedeki yaşamın her zamanki gibi devam ettiğini ve “Neden insanlar sokağa çıkmadı?” Dedi. Çünkü hepsi biliyorlar ki (askıya alınmış belediye başkanları) terör örgütü ile işbirliği yapıyorlar. ”
Soylu ayrıca, bu belediye başkanlarının 31 Mart seçimlerinde oyların büyük çoğunluğunu niçin aldıkları konusunda da kendisi sorusunu gündeme getirdi.
“İstanbul'da Adalet ve Kalkınma Partisi politikalarını onaylamayan insanlar olduğu gibi, Güneydoğu'da da bize oy vermek istemeyen benzer insanlar var. Alternatif olmadığından, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) bölgede bulunmadığından HDP'ye oy veriyorlar. HDP'ye oy veren herkesin (yasadışı) PKK ideolojisini desteklediğini iddia edemeyiz. ”
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]


2018.07.25 10:16 erkencikusnet Erkenci Kuş Oyuncusu: Cihan Ercan Kimdir?

Erkenci Kuş Oyuncusu: Cihan Ercan Kimdir?
http://www.erkencikus.net/erkenci-kus-oyuncusu-cihan-ercan-kimdir.html
Erkenci kuş dizisinin Muzaffer Kaya’sı lakabı ile Zebercet’i Cihan Ercan, metin yazarı, seslendirme sanatçısı, sporcu ve oyuncudur. 25 Mayıs 1984 yılı (34 yaşında), Ankara doğumlu olan oyuncumuz, bir süre lisanlı olarak eskrim ve hentbol oynamıştır. Oyunculuğa ilk adımını Suç Dosyası filmi ile atan ve devamında Komşu Köyün Delisi, Bir Ömür Yetmez gibi filmlerde rol alarak oyunculuk basamaklarını tırmanmıştır.
https://preview.redd.it/js98crvbz1c11.jpg?width=800&format=pjpg&auto=webp&s=92dac2364e0451b498b166a5c7960c37c9866f27
Ankara Üniversitesinde 4 yıllık Tiyatro Eğitimi alan oyuncu, aslen Adanalıdır. Oyunculuk kariyerin tamamı ise,
2006 – “Ah Şu Çocuklar”
2007 – “Suç Dosyası”
2009 – “Komşu Köyün Delisi”
2011 – “Bir Ömür Yetmez”
2012 – “Leyla İle Mecnun” – Hidayet
2013 – “Erkek Tarafı Testosteron”
2013 – “Ben de Özledim” – Kendisi
2014 – “Deliha” – Cemal
2014 – “Bana Masal Anlatma” – Kubilay
2015 – “Kara Bela” – Efkan
2016 – “Kaçma Birader” – Halil
2016 – “No.309” – Erol SARIHAN
2018 – “Erkenci Kuş” – Muzaffer KAYA (Zebercet), şeklinde ilerlemiştir.
Erkenci kuş dizisinde Sanem’e aşık olan Muzaffer, duygusal olmasına rağmen çevresindekilere bunu tuhaf bir biçimde gösteriyor. Annesine oldukça düşkün olan Zebercet ve annesi, büyüklerinden kalma mülklerin kirası ile geçinmektedirler. Muzaffer namı diğer Zebercet, Sanem ile istediği mutluluğa kavuşacak mı merak konusu.
submitted by erkencikusnet to u/erkencikusnet [link] [comments]


2018.06.05 22:52 thereturn932 İranlı Kız ve Oğlan Hakkında Minik Bir Bilgilendirme

Çok polemik oldu bu gençlerin geri gönderilip gönderilmeyeceği ama taa ilk günden belliydi geri gönderilmeyecekleri. Şimdi yabancıların geri gönderilmesine olan kanuna bakalım. Link: http://www.resmigazete.gov.teskile2013/04/20130411-2.htm
Madde 54 diyor ki: Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:
a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler
b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar
c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar
ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar
d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar
e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler
f) İkamet izinleri iptal edilenler
g) İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal edenler
ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler
h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler
ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler
i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar
j) İkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar
(2) Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında, sadece ülke güvenliği için tehlike oluşturduklarına dair ciddi emareler bulunduğunda veya kamu düzeni açısından tehlike oluşturan bir suçtan kesin hüküm giymeleri durumunda sınır dışı etme kararı alınabilir.
Ama buna karşılık Madde 55 de şöyle diyor:
54 üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz:
a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar
b) Ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler
c) Hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar
ç) Mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti mağdurları
d) Tedavileri tamamlanıncaya kadar, psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları
(2) Birinci fıkra kapsamındaki değerlendirmeler, herkes için ayrı yapılır. Bu kişilerden, belli bir adreste ikamet etmeleri, istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmaları istenebilir.
Kısaca bu çocukların insanlık dışı ceza ya da idam edilme tehlikeleri olduğu sürece Türkiye'nin onları iade etme gibi bir durumu yok. Bu kadar abartma boş.
submitted by thereturn932 to Turkey [link] [comments]


2018.02.06 15:00 endertosun Hesap dönemi kapandıktan sonra belge almama veya düzenlememeden dolayı özel usulsüzlük cezası kesilmesine ilişkin Danıştay kararları

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 23.10.2009 tarih ve 2009-212 esas sayılı kararıyla, hesap dönemi kapandıktan sonra belge alınmaması ve fatura düzenlenmemesi nedeniyle özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceği karara bağlanmıştır.
Söz konusu kararda yer alan konuya ilişkin hüküm şu şekildedir: “2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporunda bir kısım emtia alımlarında belge almadığı ve bir kısım emtia satışında fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak özel usulsüzlük cezası kesilmesi maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden, davanın reddine ilişkin ısrar kararında yargılama usulüne ve hukuka uygunluk görülmemiştir.”
Ancak daha sonraki ve aşağıda belirtilen 2'nci kararla aksi yönde karar verilmiştir.
  1. Önceki kararın tamamı aşağıdaki gibidir:
Hesap Döneminin Kapanmasından Sonra Mükellef Adına Özel Usulsüzlük Cezası Kesilemez/Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı
"...Fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
... Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gerektiği."
İlgili Danıştay Kararı;
T.C. DANIŞTAY Vergi Dava Daireleri Kurulu Esas No : 2009/212 Karar No : 2009/456 Tarih : 23.10.2009
. HESAP DÖNEMİNİN KAPANMASINDAN SONRA MÜKELLEF ADINA ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI KESİLEMEYECEĞİ SONUCU . HESAP DÖNEMİ İLE İLGİLİ OLARAK FATURA ALMAMA VEYA DÜZENLEMEME FİİLİ NEDENİYLE ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI
ÖZET : Takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilemeyeceği.
"... Fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
... Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gerektiği."
İstemin Özeti : Davacı adına 2005 vergilendirme dönemi için Vergi Usul Kanununun 353'üncü maddesinin 1'inci bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası davaya konu yapılmıştır.
Davayı inceleyen İzmir 2. Vergi Mahkemesi, 20.6.2007 günlü ve E:2007/310 K:2007/610 sayılı kararıyla; davacı hakkında yapılan inceleme neticesinde, emtia aldığı ............ Sanayi Ticaret Limited Şirketine ve şirketin ortağı olan şahsa 37.557,51 YTL ödeme yapıldığı, söz konusu ödemelerin emtia alımına ilişkin olduğunun davacı şirket yetkilisi tarafından ifade edildiği, ödemelerin yapıldığı firmadan alınan faturaların 10.534,30 YTL tutarında olduğu, yine sözü edilen firma tarafından düzenlenen 28.3.2005 gün ve 148849 sayılı faturanın davacı tarafından kayıtlara geçirilmediğinin saptandığı, davacı şirket yetkilisi tarafından karlılığın % 8 olduğunun ifade edildiği, davacının emtia satışlarına ilişkin ödemeler için kullandığı pos cihazı kayıtları ile ödeme kaydedici cihaz fişi kayıtları karşılaştırıldığında toplam tutarların farklılık gösterdiğinin tespit edildiği, davacı şirket yetkilisince verilen ifadede, emtia alımına ilişkin olduğu belirtilen tutarı, tarihi, göndereni ve alıcısı tespit edilen banka havalelerinin ............ unvanlı şirketten yapılan emtia alımına ilişkin olduğunun belirtildiği, bu alışa ilişkin faturanın kayıtlara dahil edilmediğinin saptaması ve dönem başı ve dönem sonu mal mevcutlarının tartılıp ölçülerek tespit edildiğinin açıklanması nedeniyle fatura düzenlenmeyen emtia alışlarının ve emtia satışlarının varlığı konusundaki tüm unsurlar saptanarak fatura düzenlenmeyen alım satım faaliyetlerinin tutarı üzerinden yasal oranda hesaplanan özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi, 25.12.2008 günlü ve E:2007/ 3096, K:2008/4289 sayılı kararıyla; Vergi Usul Kanununun 353'üncü maddesinin 1'inci bendinde, fatura veya benzeri belge verilmemesi, alınmaması ve diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmamasına ilişkin özel usulsüzlükler ve cezalarının düzenlendiği, sözü edilen 353'üncü maddede öngörülen bu düzenleme ile mükelleflerin vergilendirme dönemindeki işlemlerinin kayıt ve belge düzenine uygun yürütülmesinin sağlanmasının amaçlandığı, 2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporuyla bir kısım alışları için belge almadığı ve hasılatının bir kısmı için fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak 353'üncü maddeye göre özel usulsüzlük cezası kesilmesinin maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediği gerekçesiyle vergi mahkemesi kararını bozmuştur.
İzmir 2. Vergi Mahkemesi, 18.3.2009 günlü ve E:2009/452, K:2009/370 sayılı kararıyla; ilk kararında ısrar etmiştir.
Israr kararı davacı tarafından temyiz edilmiş, düzenlenmeyen ve alınmayan belge adedi ile satışa taraf olanlar hukuken geçerli bir şekilde tespit edilmeksizin kesilen cezanın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hakimi .... Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı ... Düşüncesi : Danıştay Üçüncü Dairesinin 25.12.2008 gün ve K:2008/ 4289 sayılı bozma kararında yer alan düşüncemizde yazılı gerekçe uyarınca temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu Vergi Mahkemesi ısrar kararının kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Vergilendirme dönemindeki kimi işlemleri için fatura düzenlememesi ve fatura almaması nedeniyle davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Vergi Usul Kanununun, vergi kanunlarının uygulanması ve ispatı düzenleyen 3'üncü maddesinin (A) bendinde, "vergi kanunu" tabirinin bu kanun ile bu kanun hükümlerine tabi vergi, resim ve harç kanunlarını ifade ettiği kurala bağlandıktan sonra ikinci fıkrada; vergi kanunu hükümlerinin lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği ve lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunları hükümlerinin, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle bağlantısı göz önünde tutularak uygulanması öngörülmüştür.
Vergi Usul Kanununun vergi cezalarına ayrılmış İkinci Kısmının Birinci Bölümü vergi ziyaı cezasına, İkinci Bölümü Usulsüzlüklere, Üçüncü Bölümü ise hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılacak vergi suç ve cezalarına ilişkindir. Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmamasının yaptırıma bağlandığı 353'üncü maddede; bu yaptırımın uygulanmasını gerektiren eylemin, yapıldığı vergilendirme döneminden sonraki zaman diliminde ve özellikle eylemin vergi kaybı yaratmasından sonra da uygulanıp uygulanmayacağı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Her ne kadar maddenin sondan bir önceki fıkrasında; takvim yılı kapanmadan önce katma değer vergisi veya geçici vergi beyannamelerinde hasılatın noksan bildirilmesinden dolayı tahakkukun gecikmesinden doğan vergi kayıpları için uygulanabileceği anlaşılan ve maddede yazılı özel usulsüzlükler sonucunda vergi ziyaı da meydana geldiğinde, bu kaybın gerektirdiği vergi cezalarının ayrıca kesileceği düzenlenmişse de; tersine durumlarda ve özellikle takvim yılının kapanmasından sonra belirlenen ve vergi kaybı bulunan her olayda ilgililere ayrıca özel usulsüzlük cezası da kesileceği yolunda bir düzenleme yapılmamıştır. Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, yukarıda belirtilen nedenle ve Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gereklidir.
Yürürlükte kaldığı 31.12.1980 tarihine kadar uygulanan ve 4.1.1961 tarihinde kabul edilen, 10, 11 ve 12 Ocak 1961 günlü ve 10703, 10704 ve 10705 sayılı Resmi Gazete'lerde yayımlanarak, 1.1.1961 tarihinde yürürlüğe giren 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, 30.12.1980 tarihinde kabul edilen, 31.12.1980 günlü ve mükerrer 17207 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 1.1.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2365 sayılı Yasa ile değişmeden önceki 353'üncü maddesinde ilk kez, fatura ve benzeri evrak vermeyen ve almayanların cezası olarak ve özel usulsüzlük cezası adı altında yapılan düzenlemede de yer aldığı üzere özel usulsüzlük cezası, şekle ve usule aykırılıkların yaptırımıdır.
Vergi Usul Kanununun şekle ve usule aykırılıkları yaptırıma bağlayan bu düzenlemesinden önce ve 5432 sayılı Yasanın ilk yürürlüğe konulduğu tarihte bir süre uygulanmasından sonra fatura düzenlenmemesi konusunda mükellefleri caydırıcı olmak üzere gereksinme duyulması nedeniyle 1951 yılında, sözü edilen Yasaya Ek 1'inci madde olarak 5815 sayılı Yasa ile "fatura cezası" başlığı altında hüküm eklendiği de bilinmektedir. Değinilen Ek 1'inci maddenin gerekçesinde, vergi uygulaması bakımından fatura almak ve vermek mecburiyetine uyulmamasının, vergi ziyaı yaratan eylemlerden olduğu için başlangıçta usulsüzlük cezası konulmadığı, ancak; vergi ziyaı takvim yılı sonunda belli olacağı için yılı içinde görülen veya saptanan faturasız işlemler için herhangi bir işlem yapılamadığı, dolayısıyla hesap döneminin kapanması ve sonucunun beklenmesi gerektiği, uygulamada bu durumun, pek çok mükellefin disiplinsiz davranmasına yol açtığı ve fatura düzenini bozacak bir kapsamda olduğu, bu sebeple faturalar hakkında bir usulsüzlük cezası konulması zorunlu görüldüğü için Vergi Usul Kanununa hüküm eklenmesinin teklif edildiği belirtilmiştir. 1961 yılında yürürlüğe giren 213 sayılı Vergi Usul Kanununun gerekçesi bulunmamakla birlikte, 353'üncü maddenin, 2365 sayılı Yasanın 80'inci maddesiyle değiştirilmesine ilişkin madde gerekçesinde; "... günümüzde, vergi güvenliğini sağlayacak tedbirler arasında, vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılacak incelemelerden çok, cari yıl içinde yapılan mali kontrollere önem verilmektedir. Suçun işlenmesinden bazen yıllarca sonra yapılmakta olan vergi incelemesi, vergi ziyaı ile ilgili delil ve izlerin çoğunlukla ortadan kalkmış olması nedeni ile ancak belli bir ölçüde etkili olabilmektedir. Oysa anında yapılacak kontrollerle, geliri doğuran olayların maddi bünyesi ile kayıtlar arasında ilişki kurulması mümkün olmakta, vergi ziyaına yol açacak suçların zamanında önlenmesi sağlanmaktadır. Mükellef idare ilişkilerinin artmasını temin eden bu kontroller bir çok halde vergi idaresinin mükellefe yardımı şeklinde de belirebilmekte böylece mükelleflerin ilerde daha ağır müeyyide ve cezalara maruz kalma ihtimali de büyük ölçüde bertaraf edilmiş olmaktadır. Şüphesiz, anında yapılacak kontrollerin, belirtilen etki ve faydaları sağlayabilmesi, belli bir disiplin içinde yürütülmesi, vergi kanunlarına aykırı harekete yönelme istidadında olanların ihtar mahiyetindeki cezalarla tecziye edilmesi şartına bağlıdır. Vergi ceza hükümlerinin yeniden düzenlenmesinde, özel usulsüzlük cezaları yukarıda kısaca belirtilen anlayış içinde ele alınmış ve bunlarda, gerekli etkiyi sağlayacak değişiklikler yapılmıştır. Bilindiği üzere, mükellefleri vergi ziyaına sebebiyet verecek muhtemel vergi suçunu işlemeye götüren yollardan başlıcaları; gider, satış ve diğer hasılatlarla ilgili belge düzeni ve kayıt nizamına ait olarak kanunda yer alan hükümlere gerektiği şekilde riayet edilmemesi, daha genel şekilde ifadeyle, kayıtların, muameleleri bütünüyle aksettirecek tarzda tutulmamasıdır. Bu itibarla özel usulsüzlük ve bunlara ait cezaların tespitinde anılan hususların önlenmesinin ön planda tutulduğu)..." belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen ve yasa yapıcı tarafından fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporunda bir kısım emtia alımlarında belge almadığı ve bir kısım emtia satışında fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak özel usulsüzlük cezası kesilmesi maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden, davanın reddine ilişkin ısrar kararında yargılama usulüne ve hukuka uygunluk görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 18.3.2009 günlü ve E:2009/452, K:2009/ 370 sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 23.10.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Sonraki Karar:
T.C.
DANIŞTAY
Vergi Dava Daireleri Kurulu
Esas No: 2014/65
Karar No: 2014/339
Tarihi: 30.04.2014
İstemin Özeti: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuyla kayıtdışı bıraktığı bir kısım hasılatı için belge düzenlemediği ileri sürülerek 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353’üncü maddesinin 1’inci fıkrası uyarınca 2005 yılı için kesilen özel usulsüzlük cezası davaya konu yapılmıştır.
Davayı inceleyen Ankara 4.Vergi Mahkemesi 22.6.2011 günlü ve E:2011/140, K:2011/1745 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232, 353’üncü maddesinin 1’inci fıkrası ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 ve 80’inci maddeleri hükümlerine yer verdikten sonra; hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuyla davacının bir kısım gayrimenkul satışını vergi dairesine bildirmediği ve fatura düzenlemediğinin tespit edildiği, gayrimenkulleri alanlar nezdinde yapılan inceleme sonucunda bazı alıcılara ulaşılarak bazı gayrimenkullerin satış değerinin tespit edildiği, bazı alıcılara ulaşılamadığı için bu gayrimenkullerin satış değerinin diğer alıcıların beyan ettiği toplam 524.000,00 Lira bedelin ortalaması alınarak belirlendiği, toplamda 743.351,00 Lira gayrimenkul satışı için fatura düzenlemediği nedeniyle özel usulsüzlük cezası kesildiği, olayda, davalı idarece, ifadesine başvurulan alıcıların beyan ettiği toplam 524.000,00 Lira bedel için fatura düzenlemediğinin gayrimenkulü alanlar nezdinde yapılan karşıt incelemeyle tespit edildiğinden bu tutar için fatura düzenlenmediğinin kabulü gerektiği, öte yandan, alıcı ifadesine başvurulmadığından satış değeri tespit edilemeyen gayrimenkuller için, soyut değerlendirmeye dayalı olarak değeri belirlenenlerin ortalaması alınmak suretiyle tespit yapılmasının yerinde olmadığı, ancak, inceleme raporu ve ekindeki davacı nezdinde düzenlenen 22.11.2010 tarihli tutanakta, davacı tarafından inceleme elamanına beyan edilen satış değerlerine göre, ifadesine başvurulmayan
isimli alıcılara yapılan satışlar toplamının 94.930,00-Lira, aynı kişilerin tapu kayıtlarına göre satışları toplamının 86.300,00 Lira olduğu görüldüğünden, ifadesine başvurulmayan alıcılar için en azından bu tutarlar kadar faturanın düzenlenmediğinin de kabulü gerektiği, buna göre, karşıt incelemeyle tespit edilen 524.000,00 Lira tutarında fatura düzenlenmeyen satışların %10 tutarına isabet eden özel usulsüzlük cezası miktarının 52.400,00 Lira olduğu, karşıt inceleme yapılmayan satışlar için alıcı beyanı esas alındığında kesilmesi gereken ceza miktarının 9.430,00 Lira, tapu kayıtları esas alındığında kesilmesi gereken ceza miktarının ise 8.630,00 Lira olduğu dikkate alındığında, davacı lehine olan tutarın esas alınmasında dahi toplam olarak kesilmesi gereken cezanın dava konusu dönemde kesilebilecek azami ceza miktarı olan 55.000,00 Lirayı geçtiğinden, bu tutar üzerinden kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, 17.6.2013 günlü ve E:2011/7011, K:2013/4915 sayılı kararıyla; uyuşmazlık dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına hesap döneminin kapanmasından sonra düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak ceza kesilmesi maddenin getiriliş amacına uygun düşmediğinden, özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davanın reddine dair vergi mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuş, vergi idaresinin karar düzeltme istemini reddetmiştir.
Bozma kararına uymayan Ankara 4.Vergi Mahkemesi, 4.12.2013 günlü ve E:2013/2269, K:2013/2098 sayılı kararıyla; ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak; hesap dönemi kapandıktan sonra özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceği yönünde Kanunda bir düzenleme bulunmadığı, özel usulsüzlük cezası kesilmesini gerektiren belge verilmemesi ve alınmaması fiilinin açıkça tespit edilmesi halinde usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak zamanaşımı süresi içerisinde özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği, ayrıca, hesap dönemi kapandıktan sonra 213 Kanunun 353’üncü maddesinin 1’inci fıkrası uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceğinin kabulü halinde; Kanununun fatura nizamı başlıklı 231’inci maddesinin 5’inci fıkrasında yer alan; faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği yönündeki hüküm uyarınca 26 Aralık ve sonraki tarihlerde yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları için fatura düzenlenmemesi halinde 353’üncü maddenin 1’inci fıkrası uyarınca hiçbir zaman özel usulsüzlük cezası kesilememesi gibi bir durumla karşılaşılacağı gerekçesiyle ilk kararında ısrar etmiştir.
Israr kararı davacı tarafından temyiz edilmiş ve eksik inceleme yapıldığı, kesilen cezanın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hakimi
’nın Düşüncesi: Temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden reddiyle işin esası yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, tebligat işlemleri tamamlandığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca karar verilmesine gerek görülmeyerek, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
KARAR: Ankara 4.Vergi Mahkemesinin 4.12.2013 günlü ve E:2013/2269, K:2013/2098 sayılı kararının ısrar hükmü aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Kurulumuzca da uygun bulunmuş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın buna ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Ancak, vergi mahkemesi kararı, davacı adına hesap döneminin kapanmasından sonra düzenlenen vergi inceleme raporunda bir kısım gayrimenkul satışı karşılığı elde ettiği hasılatı için fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak ceza kesilmesinin 213 s. Kanunun 353’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının getiriliş amacına uygun düşmediği gerekçesiyle bozulmuş olduğundan, uyuşmazlığın esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılmamış olup, bu incelemenin Kurulumuzca değil, ilk derece yargı yerince verilen kararları temyizen incelemekle görevli vergi dava dairesince yapılması gerekmektedir.
SONUÇ: Bu nedenle, temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden reddine, kararın, davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası temyizen incelenmek üzere dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesine, 30.04.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
submitted by endertosun to Vergi [link] [comments]


2018.02.01 14:30 endertosun Hesap dönemi kapandıktan sonra belge almama veya düzenlemeden dolay özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceğine dair Danıştay kararı

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 23.10.2009 tarih ve 2009-212 esas sayılı kararıyla, hesap dönemi kapandıktan sonra belge alınmaması ve fatura düzenlenmemesi nedeniyle özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceği karara bağlanmıştır.
Söz konusu kararda yer alan konuya ilişkin hüküm şu şekildedir: “2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporunda bir kısım emtia alımlarında belge almadığı ve bir kısım emtia satışında fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak özel usulsüzlük cezası kesilmesi maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden, davanın reddine ilişkin ısrar kararında yargılama usulüne ve hukuka uygunluk görülmemiştir.”
Kararın tamamı aşağıdaki gibidir:
Hesap Döneminin Kapanmasından Sonra Mükellef Adına Özel Usulsüzlük Cezası Kesilemez/Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı
"...Fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
... Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gerektiği."
İlgili Danıştay Kararı;
T.C. DANIŞTAY Vergi Dava Daireleri Kurulu Esas No : 2009/212 Karar No : 2009/456 Tarih : 23.10.2009
. HESAP DÖNEMİNİN KAPANMASINDAN SONRA MÜKELLEF ADINA ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI KESİLEMEYECEĞİ SONUCU . HESAP DÖNEMİ İLE İLGİLİ OLARAK FATURA ALMAMA VEYA DÜZENLEMEME FİİLİ NEDENİYLE ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI
ÖZET : Takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilemeyeceği.
"... Fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
... Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gerektiği."
İstemin Özeti : Davacı adına 2005 vergilendirme dönemi için Vergi Usul Kanununun 353'üncü maddesinin 1'inci bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası davaya konu yapılmıştır.
Davayı inceleyen İzmir 2. Vergi Mahkemesi, 20.6.2007 günlü ve E:2007/310 K:2007/610 sayılı kararıyla; davacı hakkında yapılan inceleme neticesinde, emtia aldığı ............ Sanayi Ticaret Limited Şirketine ve şirketin ortağı olan şahsa 37.557,51 YTL ödeme yapıldığı, söz konusu ödemelerin emtia alımına ilişkin olduğunun davacı şirket yetkilisi tarafından ifade edildiği, ödemelerin yapıldığı firmadan alınan faturaların 10.534,30 YTL tutarında olduğu, yine sözü edilen firma tarafından düzenlenen 28.3.2005 gün ve 148849 sayılı faturanın davacı tarafından kayıtlara geçirilmediğinin saptandığı, davacı şirket yetkilisi tarafından karlılığın % 8 olduğunun ifade edildiği, davacının emtia satışlarına ilişkin ödemeler için kullandığı pos cihazı kayıtları ile ödeme kaydedici cihaz fişi kayıtları karşılaştırıldığında toplam tutarların farklılık gösterdiğinin tespit edildiği, davacı şirket yetkilisince verilen ifadede, emtia alımına ilişkin olduğu belirtilen tutarı, tarihi, göndereni ve alıcısı tespit edilen banka havalelerinin ............ unvanlı şirketten yapılan emtia alımına ilişkin olduğunun belirtildiği, bu alışa ilişkin faturanın kayıtlara dahil edilmediğinin saptaması ve dönem başı ve dönem sonu mal mevcutlarının tartılıp ölçülerek tespit edildiğinin açıklanması nedeniyle fatura düzenlenmeyen emtia alışlarının ve emtia satışlarının varlığı konusundaki tüm unsurlar saptanarak fatura düzenlenmeyen alım satım faaliyetlerinin tutarı üzerinden yasal oranda hesaplanan özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi, 25.12.2008 günlü ve E:2007/ 3096, K:2008/4289 sayılı kararıyla; Vergi Usul Kanununun 353'üncü maddesinin 1'inci bendinde, fatura veya benzeri belge verilmemesi, alınmaması ve diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmamasına ilişkin özel usulsüzlükler ve cezalarının düzenlendiği, sözü edilen 353'üncü maddede öngörülen bu düzenleme ile mükelleflerin vergilendirme dönemindeki işlemlerinin kayıt ve belge düzenine uygun yürütülmesinin sağlanmasının amaçlandığı, 2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporuyla bir kısım alışları için belge almadığı ve hasılatının bir kısmı için fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak 353'üncü maddeye göre özel usulsüzlük cezası kesilmesinin maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediği gerekçesiyle vergi mahkemesi kararını bozmuştur.
İzmir 2. Vergi Mahkemesi, 18.3.2009 günlü ve E:2009/452, K:2009/370 sayılı kararıyla; ilk kararında ısrar etmiştir.
Israr kararı davacı tarafından temyiz edilmiş, düzenlenmeyen ve alınmayan belge adedi ile satışa taraf olanlar hukuken geçerli bir şekilde tespit edilmeksizin kesilen cezanın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hakimi .... Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı ... Düşüncesi : Danıştay Üçüncü Dairesinin 25.12.2008 gün ve K:2008/ 4289 sayılı bozma kararında yer alan düşüncemizde yazılı gerekçe uyarınca temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu Vergi Mahkemesi ısrar kararının kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Vergilendirme dönemindeki kimi işlemleri için fatura düzenlememesi ve fatura almaması nedeniyle davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Vergi Usul Kanununun, vergi kanunlarının uygulanması ve ispatı düzenleyen 3'üncü maddesinin (A) bendinde, "vergi kanunu" tabirinin bu kanun ile bu kanun hükümlerine tabi vergi, resim ve harç kanunlarını ifade ettiği kurala bağlandıktan sonra ikinci fıkrada; vergi kanunu hükümlerinin lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği ve lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunları hükümlerinin, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle bağlantısı göz önünde tutularak uygulanması öngörülmüştür.
Vergi Usul Kanununun vergi cezalarına ayrılmış İkinci Kısmının Birinci Bölümü vergi ziyaı cezasına, İkinci Bölümü Usulsüzlüklere, Üçüncü Bölümü ise hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılacak vergi suç ve cezalarına ilişkindir. Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmamasının yaptırıma bağlandığı 353'üncü maddede; bu yaptırımın uygulanmasını gerektiren eylemin, yapıldığı vergilendirme döneminden sonraki zaman diliminde ve özellikle eylemin vergi kaybı yaratmasından sonra da uygulanıp uygulanmayacağı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Her ne kadar maddenin sondan bir önceki fıkrasında; takvim yılı kapanmadan önce katma değer vergisi veya geçici vergi beyannamelerinde hasılatın noksan bildirilmesinden dolayı tahakkukun gecikmesinden doğan vergi kayıpları için uygulanabileceği anlaşılan ve maddede yazılı özel usulsüzlükler sonucunda vergi ziyaı da meydana geldiğinde, bu kaybın gerektirdiği vergi cezalarının ayrıca kesileceği düzenlenmişse de; tersine durumlarda ve özellikle takvim yılının kapanmasından sonra belirlenen ve vergi kaybı bulunan her olayda ilgililere ayrıca özel usulsüzlük cezası da kesileceği yolunda bir düzenleme yapılmamıştır. Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, yukarıda belirtilen nedenle ve Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gereklidir.
Yürürlükte kaldığı 31.12.1980 tarihine kadar uygulanan ve 4.1.1961 tarihinde kabul edilen, 10, 11 ve 12 Ocak 1961 günlü ve 10703, 10704 ve 10705 sayılı Resmi Gazete'lerde yayımlanarak, 1.1.1961 tarihinde yürürlüğe giren 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, 30.12.1980 tarihinde kabul edilen, 31.12.1980 günlü ve mükerrer 17207 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 1.1.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2365 sayılı Yasa ile değişmeden önceki 353'üncü maddesinde ilk kez, fatura ve benzeri evrak vermeyen ve almayanların cezası olarak ve özel usulsüzlük cezası adı altında yapılan düzenlemede de yer aldığı üzere özel usulsüzlük cezası, şekle ve usule aykırılıkların yaptırımıdır.
Vergi Usul Kanununun şekle ve usule aykırılıkları yaptırıma bağlayan bu düzenlemesinden önce ve 5432 sayılı Yasanın ilk yürürlüğe konulduğu tarihte bir süre uygulanmasından sonra fatura düzenlenmemesi konusunda mükellefleri caydırıcı olmak üzere gereksinme duyulması nedeniyle 1951 yılında, sözü edilen Yasaya Ek 1'inci madde olarak 5815 sayılı Yasa ile "fatura cezası" başlığı altında hüküm eklendiği de bilinmektedir. Değinilen Ek 1'inci maddenin gerekçesinde, vergi uygulaması bakımından fatura almak ve vermek mecburiyetine uyulmamasının, vergi ziyaı yaratan eylemlerden olduğu için başlangıçta usulsüzlük cezası konulmadığı, ancak; vergi ziyaı takvim yılı sonunda belli olacağı için yılı içinde görülen veya saptanan faturasız işlemler için herhangi bir işlem yapılamadığı, dolayısıyla hesap döneminin kapanması ve sonucunun beklenmesi gerektiği, uygulamada bu durumun, pek çok mükellefin disiplinsiz davranmasına yol açtığı ve fatura düzenini bozacak bir kapsamda olduğu, bu sebeple faturalar hakkında bir usulsüzlük cezası konulması zorunlu görüldüğü için Vergi Usul Kanununa hüküm eklenmesinin teklif edildiği belirtilmiştir. 1961 yılında yürürlüğe giren 213 sayılı Vergi Usul Kanununun gerekçesi bulunmamakla birlikte, 353'üncü maddenin, 2365 sayılı Yasanın 80'inci maddesiyle değiştirilmesine ilişkin madde gerekçesinde; "... günümüzde, vergi güvenliğini sağlayacak tedbirler arasında, vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılacak incelemelerden çok, cari yıl içinde yapılan mali kontrollere önem verilmektedir. Suçun işlenmesinden bazen yıllarca sonra yapılmakta olan vergi incelemesi, vergi ziyaı ile ilgili delil ve izlerin çoğunlukla ortadan kalkmış olması nedeni ile ancak belli bir ölçüde etkili olabilmektedir. Oysa anında yapılacak kontrollerle, geliri doğuran olayların maddi bünyesi ile kayıtlar arasında ilişki kurulması mümkün olmakta, vergi ziyaına yol açacak suçların zamanında önlenmesi sağlanmaktadır. Mükellef idare ilişkilerinin artmasını temin eden bu kontroller bir çok halde vergi idaresinin mükellefe yardımı şeklinde de belirebilmekte böylece mükelleflerin ilerde daha ağır müeyyide ve cezalara maruz kalma ihtimali de büyük ölçüde bertaraf edilmiş olmaktadır. Şüphesiz, anında yapılacak kontrollerin, belirtilen etki ve faydaları sağlayabilmesi, belli bir disiplin içinde yürütülmesi, vergi kanunlarına aykırı harekete yönelme istidadında olanların ihtar mahiyetindeki cezalarla tecziye edilmesi şartına bağlıdır. Vergi ceza hükümlerinin yeniden düzenlenmesinde, özel usulsüzlük cezaları yukarıda kısaca belirtilen anlayış içinde ele alınmış ve bunlarda, gerekli etkiyi sağlayacak değişiklikler yapılmıştır. Bilindiği üzere, mükellefleri vergi ziyaına sebebiyet verecek muhtemel vergi suçunu işlemeye götüren yollardan başlıcaları; gider, satış ve diğer hasılatlarla ilgili belge düzeni ve kayıt nizamına ait olarak kanunda yer alan hükümlere gerektiği şekilde riayet edilmemesi, daha genel şekilde ifadeyle, kayıtların, muameleleri bütünüyle aksettirecek tarzda tutulmamasıdır. Bu itibarla özel usulsüzlük ve bunlara ait cezaların tespitinde anılan hususların önlenmesinin ön planda tutulduğu)..." belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen ve yasa yapıcı tarafından fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporunda bir kısım emtia alımlarında belge almadığı ve bir kısım emtia satışında fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak özel usulsüzlük cezası kesilmesi maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden, davanın reddine ilişkin ısrar kararında yargılama usulüne ve hukuka uygunluk görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 18.3.2009 günlü ve E:2009/452, K:2009/ 370 sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 23.10.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
submitted by endertosun to Vergi [link] [comments]


2016.08.09 02:22 MassRain İdama önce kendi vicdanlarımızdan başlamamız gerek.

Normalde böyle polemiklerin & tartışmaların iyice içine girmeyi yıllar önce bıraktım hem din hem siyasi konularda, ama bugün kötü haberler aldım uyku tutmadı.Yazayım bişeyler dedim biraz can sıkıntısı alır belki.Özet, tldr yok maalesef canınız sağolsun.İyi geceler hepinize.
Uzun zaman değil öyle, birkaç yıl önce "sahte" bile değil; olmayan delillerle ısmarlama davalarla yüzlerce suçsuz insanı içeri aldılar.Ailelerinden, çocuklarından ayırdılar vatan sevgisinden başka suçları olmayan insanları.Sonra yapılan özür; kandırıldık oldu.Hatasını kabul etme yok, zira hatasını kabul eden istifa eder.Hiç utanmadan insanların, mikrofonların karşısına çıkıp söylendi bu.Bir terörist gruba sempatin var, yıllarca yardım ettin; yataklık yaptın; onlarca insanın emeğinin çalınmasına aracı ve seyirci oldun;onlarca insanın çocuğun hakkını yedin ve sonra kandırıldım pardon diyip hiç ceza almadan işin içinden çıktın.
Böyle bir ülkede; "idam geri gelsin" furyası dönmeye başladı.İdam cezasını isteyenler herkes dolaylı olarak katil gibidir.Gerçek suçluların sadece büyük insanların arkasında takıldıklarından dolayı sokakta özgürce dolaştığı yerde tüm bu Ergenekon, Balyoz ve kişisel birçok yanlış davası bulunan insan idam tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı/kalacak.Hapislerde boş yere yıllarca yatanların haberlerini görüyoruz.O yıllarda ergenekon ve balyozdan içerde olanların arkalarından söylenenleri de, ailelerinin görüntüleri ekranlara geldiğinde sevinçten masturbasyon yapanları da..Hoş böyle insanların olduğu,cahilliğin diz boyu gezdiği, her gün toplu tecavüz haberlerinin görüldüğü,beynini kullanmayan Türklükten uzaklaşıp araplaşmış toplumun arttığı , medeniyetsiz, karşısındaki insana,düşüncesine ve hukuka saygısızlığın olduğu yerde masum insanlardan ve masumiyetten bahsetmek de boş.
Şimdiki darbe suçlularının idam cezasına maruz kalamayacakları da ortada ama idam ağızdan düşmüyor güç gösterisi yapar gibi.Özellikle siyası suçlular, ülkede idam varsa global hukuk yasalarından dolayı iade edilemez.Yunanistana kaçanlar mesela, yada direk elebaşı Feto.Ayrıca hukuk geriye doğru işleyemez.Bir kişinin suçu işlediği sırada hukuk nasıl işliyorsa öyle kalır.Bu hüküm sadece anayasadan değil yüzyıllar önceden kalma.Bu uluslararası kabul edilmiş bir ilke çok uzun zamandır.Bu ilkenin değiştirilmesi yada iplenmemesi öyle basit kafana göre yapabileceğin birşey değil.Ülkeyi ülke statüsünden çıkartan bir durum.Dünyada Türk vatandaşını pasaport vizeyi bırak, insan olarak tanımayacak bir duruma getirecek bir durum.Onlarca yıllık anlaşmaların geçerliliğini yitirmesi gibi.AB'ni zaten geçtim.Daha bu yılın başında vize kaldırılacakken şimdi diyorlar ki AB bizi almasın zaten almayacak.Bilmiyorsunuz ki belediyelerin yaptığı kaldırım bile çatır çatır harcanan AB fonlarıyla yapılıyor.Öğrencilerin yurtdışında okumaları , burs almaları, üniversite diplomaları hala AB ile ilişkili.Turizmi ve teknolojiyi, ithalatı ihracatı geçtim zaten.Avrupa Birliği ismi bile hala ülkeye faydalı.Dini imanları para olanlara söyleyeyim dedim.Gerçi zaten yabancı yatırımcılar bir bir çekilmeye başlamışlar, liste falan dolaşıyordu.Turizm zaten bitik.Çok sevdiğiniz araplarda hemen arkalarını dönerler yakında.Hoş dünyada çizdiği görüntü;basın özgürlüğünün olmadığı,nefret ve ırkçılığın tavan olduğu, kadına şiddetin hergün yaşandığı aslında hiçte istikrarlı olmayan bir yer olarak görüldüğü ülkede çok bile kaldılar bu yabancı şirketler.
1984den beri kimse idan edilmemiş oysa idam 2002de kaldırılmış.Apo iti bile idamı bırak kendi adasında takılıyor.Hoş idam edilip kurtulmasını istemem, sürünsün daha iyi diye düşünüyordum ama sonra aklıma "sürekli gidip gelen heyetler ve fikir alışverişleri" geliyor.Bu Fetocuları asalım diyenlerin çoğu eminim 1 gün sokağa çıkıp apoyu asın dememiştir.Bugün elinde Türk bayraklarıyla demokrasi bayramı yapan ortadoğulular, duyar kasanlar keşke bu kadar duyarı PKK terörüne kassaydı bu şeyler artık "normal" olmayacaktı.Teröre kaybettiğimiz her asker, hayatı olan o bireyler bizim için sadece bir numara ve sayı olmuş durumda.3 şehit, 5 şehit...Yakınlarımda olduğundan biliyorum; o kaybedilen her bir insanın kendi aileleri, eşleri çocukları anneleri var.Acısı hiçbir zaman unutulmuyor.Televizyonda her gün "3-4-5 10 15" diye numarayla geçiştirilip giden haberlerin hepsi daha fazla deşiyor o acıları.Sonra bu acılara sebep olan hevaller "sınır kapısında" megrilerle karşılanıyor.2 sene sonrada ülkenin başkentinde 100lerce hayat yine yokoluyor.Keşke inansaydım da içim rahat olsaydı elebaşına sayın diyen ve onu seven herkesin bu acıların hesabını vereceğini bilerekten.Neyse idama geri döneyim.
Bir Amerika(ki sadece bazı eyaletlerde var) ve Japonya herkesin ağzında, hiç Suudi arabistanda da var, İranda da var diyeni duydunuz mu?Her zaman batıya küfür ederler ama işine gelince örnek alırlar.Bu "batı medeniyetsizliği" diyen çomarlar Fransa'da gün/gece boyu bedava hizmet veren taksilere karşılık havaalanı patlamasında insanlar uzuvlarını ellerinde tutarken "köşeye kadar da olsa 100$ diyenler" aynı insanlar.Amerika'da eşcinsel evlilik de var, hadi örnek alın onu da.Çok uzağa gitmeye gerek de yok, hakkında yolsuzluk iddaları dönenlerin makamına hakaret etmemek için istifa etmesini de örnek alabilirsiniz.Dün beslediği kargaların bugun kendilerini tırmaladığı zaman,"sry kb kandırıldım" diyip yargılanmayan aksine mağduriyetten yine sempati ve oy/güç aldığı başka bi ülke örnek gösteremezsiniz mesela, her yıl gerilla terörüne yüzlerce askerin yitirildiği bir "istikrarlı" ülke gösteremeyeceğiniz gibi.Sanıyorsunuz ki Amerika ve Japonya da günde bin tane normal suçlu kişi idam ediliyor.2 ülke tarihi boyunca o kadar idam olmamıştır.Kaldı ki idam davaları en az 10 yıl sürüyor bu ülkelerde.Ha birde "besleyelim mi" muhabbeti var, yok kurtaralım ömür boyu hapisten..Kaynağı kaybettim ama idamla yargılanan ve hükmü idam olan davaların aslında maddi ve zaman olarak bu devletlere daha pahalıya patladığını okumuştum.
Mağduriyet demişken "Menderes'i astınız" bi ara kimsenin ağzından düşmüyordu.Fatih Rüştü Zorlu'nun hikayesini anlatırdı herkes ne oldu?Yine siz unuttunuz onları ama biz hatırlıyoruz..Ne arar bu insanlarda utanma, haysiyet ve şeref.Bugün asıp yarın ismini biryere verip onurlandırmak geçmişimizde var.Adnan menderes havaalanı,Hasan polatkan lisesi, Fatih Rüştü zorlu lisesi,Deniz gezmiş parkı, Üç fidan parkı.Tabi bunun sebebi de idam edilenlerin çocuk tecavüzcüsü, sapık, darbeci yada vatan haini olmaması.Tıpkı bundan sonra olacağı gibi idam edilenler gücü karşısına alan siyasiler, gazeteciler,yazarlar, aydınlar yada öğrenciler.Ha tecavüzcüyü, sapığı asmakla iş bitmiyor zaten, daha fazlası geliyor.Düşünmüyorlar ki toplumu eğitmeyi,insanları suçtan uzak tutmaya çalışmayı.Gelsin idam bence, çünkü bu düzende zaten bu çomarlar güle oynaya istediğini yapıyor ve öldürmekten beter ediyorlar kendilerinden olmayan her kitleyi ufak bir mağduriyet oyunu bularak ve "vatan haini" olmakla damgalayarak.Vatan haini damgası zaten nereye çekersen oraya gider.Dünki mitinge en ufak ağzını açanlar, 4 sene önce ailesini parçaladığınız ama bugün fotoğraflarını paylaşıp kahraman yaptığınız askerler hep vatan haini.Bunlar olmasa bile elbet birşey bulunur bu vatanını çok seven megri megriler tarafından."Witchunt'ı" biraz araştırın, sizin kadim hastalığınız bu."Cadı olduğundan kuşkulanılan kadının suya atıldığında batmayacağına dair inanış gereği, kadın elleri ve ayakları bağlanarak suya atılır, batmazsa, şeytan tarafından ele geçirildiği anlaşıldığı için canlı canlı ateşe atılırdı. Kadın suya batarsa, masum olduğu anlaşılırdı.Kadın boğularak ölmüş olurdu ama nasılsa masum günahsız,cennete gidecek." Alıntı burdan.Aynaya bakıyormuş gibi hissettiniz değil mi?Keşke aynaya ihtiyaç olmadan bakabilseniz de ülkenin göz göre göre iran hatta ırak olmaya gittiğini farketseniz.İşte bu yüzden özellikle idam gibi tartışılması bile kötü olan bir konuda artık millet ülkeden gitmenin peşinde.
TL:DR yok kusura bakmayın.Pro-akp spamlarınıza devam edin.Eskiden az buçuk okuyordum şurayı zaten iyice soğudum.Gün boyu akp spamı yapan 2 arkadaştan başka bişey yok.E millet bunlardan sıkılınca altında tartışma eksik olmuyor tabi bu başlıkların.En ufak ağzını açsan, "Burası niye böyle saygısız".Yine mağduriyet yani anlayacağınız.Suç sizde değil buna göz yumanlarda, tölerans gösterenlerde.
Çok karamsar olmuş gibi de ne yapalım.Neyse gün olur devran döner de diyemiyorum, en azından kendimin görebileceğini sanmıyorum o döngüyü, ya da sizin cahilliğinizi attığınızı.Medyada o sıralar ne dönüyorsa hiç sorgulamadan, "oku"madan,düşünmeden alıp ağzında sakız yapanlar katillerle, hırsızlarla yürüyenler tüm bu suçların, acıların ve hayatların sorumluluğuna ortak olmakta, vicdanları temiz değil.
submitted by MassRain to Turkey [link] [comments]


2015.11.26 15:46 lgbtifm Çocukluğumun Eşcinsel Travmaları

Kimse bilmez anlatmazsan… anlatsan da olmaz , anlamazlar… Çocukluktan kalma travmaların ve varoluşumun tüm hayatımı etkileyeceğini bilmezken hayat daha güzeldi.Dünyanın tek derdi benim derdim , benim böyle olmammış gibi anlatmayacağım.Ama benim dünyamın tek derdi böyle olmam.Çocuktum , bilirsiniz ki en içten , en samimi yaşlarımızdır.Ve yaptıklarınızın doğru , yanlış olduğunu bilemeyiz.Ben ilk travmamı çocukken , ilk okula giderken yaşadım.Ne kadar feminen olmasamda anlaşamıyormuş demek ki.Milletin ”başkalaştırdığı” çocuklardan biriydim.Birgün her şeyden habersiz oyun oynarken işittiğim sözle dünyam başıma yıkıldı.”Top Görkem” kelimesi… anlamını bilmediğim halde o kadar zoruma gitmişti ki , anlatamam.Anlamı iyi bir şey olsaydı eğer o alaylı gülüşleri işitmezdim hala… Öyle böyle derken yıllar geçti ve ben yıllar sonra pişmanlık duyacağım o eylemi gerçekleştirmiştim , büyümüştüm artık.Tam bir ergendim artık.Asabi hallerimle , yeni terleyen bıyıklarımla , çıkan sivilcelerimle , cinsel dürtülerimle… Erkeklerin aksine , erkeklerden hoşlanıyor olman çok garipti Çoğu eşcinsel gibi yalnızlık çekip , dünyada herhalde yalnızca ben böyleyim diye sitem etmedim değil.Sonra kendimi gizlemem gerekti , erkeklerle gezmek , onların karı muhabbetine ortak olmak zorundaydım.Hergün rol yapmaktan , bir maske ile dolaşmaktan hala nefret ediyorum.Ve bu zamanlarda en kötü şey , bir”heteroya” ilgi duymaktı. Büyümeyi eylemsel olarak düşünürken , dertlerin büyüyeceğini unutmuştum.Ergenliğin vermiş olduğu içsel duygular beni daha da yıpratıyordu.Millet yine laf ediyor , daha ağır şeyler düşünüp , söylüyorlardı.Her defasında zoruma gidiyor , her defasında kendimi sorguluyordum.Evden kaçmalar , intihar etmekler hep birer alternatifti…Ama zamanla alıştım , milletin dediklerine değil , böyle yaşamaya… Hala böyle olmaktan , milletin ucubeymişim gibi davranmasından , kendimde suç aramaktan , mutsuzluktan bıktım Böyle olmak ve doğal olarak bunu kafaya takmak her türlü hayalinizi ve idealinizi etkilemekte.Ben hayallerim ve ideallerimden vazgeçtim , sizin vazgeçmemeniz dileğiyle… Daha çok şey yazabilirdim ama kısacası bu , acınası durumum bu. Görkem KARAM(Denizci)
submitted by lgbtifm to lgbtifm [link] [comments]


Hayatta Kalmak İçin Hangisini Seçerdin? 10 Popüler Bulmaca Suç ve Kaçış Mustafa Sandal - Kalmadı - YouTube Kendinize Gelemeyeceğiniz TOKAT GİBİ 11 Film #3 - YouTube Pedro Capó, Farruko - Calma (Remix - Official Video) - YouTube MASTER KAMAL- PLANET YOGA PART 15 - YouTube En iyi in hayatta kalma filmleri SUÇ SİMULATOR - YouTube Con Calma - Daddy Yankee & Snow (Lyrics) 🎵 - YouTube Ebru Yaşar - Kalmam - YouTube Pedro Capó - Calma (Official Video) - YouTube

‘Minnoşlar’ (Cuties) filmi nedeniyle Netflix abonelik ...

  1. Hayatta Kalmak İçin Hangisini Seçerdin? 10 Popüler Bulmaca Suç ve Kaçış
  2. Mustafa Sandal - Kalmadı - YouTube
  3. Kendinize Gelemeyeceğiniz TOKAT GİBİ 11 Film #3 - YouTube
  4. Pedro Capó, Farruko - Calma (Remix - Official Video) - YouTube
  5. MASTER KAMAL- PLANET YOGA PART 15 - YouTube
  6. En iyi in hayatta kalma filmleri
  7. SUÇ SİMULATOR - YouTube
  8. Con Calma - Daddy Yankee & Snow (Lyrics) 🎵 - YouTube
  9. Ebru Yaşar - Kalmam - YouTube
  10. Pedro Capó - Calma (Official Video) - YouTube

Con Calma - Daddy Yankee & Snow (Lyrics) 🎵 Attiva la 🔔 per ricevere le notifiche. Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Hayatta Kalmak İçin Hangisini Seçerdin? 10 Popüler Bulmaca Suç ve Kaçış. Bunlar KAÇMAZ Ailesi için uzun zamandır atmayı düşündüğümüz bulmaca sorularını sizle... Disfruten nuestro nuevo video! Pedro Capó & Farruko - Calma REMIX! Qué te pareció? Comenta abajo! Música Disponible: Apple Music: http://smarturl.it/CalmaRem... ABONE OL!: https://goo.gl/xZUOdO Tişörtlerimiz: http://goo.gl/1b0cGk Hepinize Merhaba Arkadaşlar Bugun Yeni Bir Aptal Oyun İle Karşınızdayım Bu Oyunda Dün... Yoga thật tuyệt, hãy luyện tập thật chăm chỉ để luôn có một cơ thể mạnh khỏe & dẻo dai mọi người nhé Ebru Yaşar'ın, DMC etiketiyle yayınlanan 'Kalmam' isimli tekli çalışması, video klibiyle netd müzik'te. Söz & Müzik: Bilal Sonses Düzenleme: Mustafa Ceceli Y... Abone olursanız sevinirim 1 desierto 2 against the sun 3 the shallows 4 the way back 5 hush 6 no escape 7 . 13 hours 8 wolf creek 2 9 the purge 10 thepurge 2,3. Disfruta de mi Nuevo Video “Calma” Quiero ver tu comentario abajo! Música Disponible: Pedro Capó – Calma All DSPs: http://smarturl.it/PCCalma iTunes: http://... KATIL Butonuna tıklayarak ayrıcalıklardan yararlanın ve bize destek olun -- https://www.youtube.com/channel/UCoGR3R0VvWuqUx9OwnE2TrA/join İlk iki bölümü epey...